Gönderi

Puan vermedi·376 syf.··
2026 20. kitabı
İnsan ruhunu tarihsel bir kırılmanın içine yerleştirmiş bir metin. İlk basımının Vakit Hazan adıyla çıkmış olması da boşuna değil; hikâyenin tonunda sonbaharın o ağır, içe dönen melankolisi hissediliyor Roman, Türk Kurtuluş Savaşı yıllarının gölgesinde, bireysel hayatların nasıl parçalandığını ve yeniden kurulmaya çalışıldığını anlatıyor. Büyük tarih sahnesinde top sesleri, işgaller, direnişler varken; arka planda daha sessiz ama bir o kadar sarsıcı savaşlar yaşanıyor.kayıplar, ayrılıklar,aidiyet duygusunun kırılması, devam edebilme” mücadelesi Merkezde genellikle bir kadın karakterin gözünden ilerleyen anlatı, savaşın sadece cephede değil, evlerin içinde, kalplerin kıyısında da sürdüğünü gösteriyor. Bu kitap alışılagelmiş pek çok Kurtuluş savaşı kitabı gibi “kahramanlık destanı” yazmıyor; daha çok, kahraman olmak zorunda kalan sıradan insanların iç sesini duyuruyor. Okurken şöyle bir his oluşuyor: tarih kitaplarının kenarına düşülmüş kişisel notlar gibi… küçük ama yakıcı. Perker’in dili oldukça akıcı ama duygusal doz kontrollü. Yani gözyaşını zorlayan bir melodram yok; onun yerine yavaş yavaş içe işleyen bir hüzün var. Bu da kitabı daha etkileyici kılıyor. En güçlü taraflarından biri, savaşın romantize edilmemesi. Aksine, savaşın bıraktığı “eksik hayatlar”a odaklanıyor. Bu yönüyle kitap, büyük anlatılar yerine kırık kalpler,bozulan düzenler,karışan kafalar tarafından bakıyor. Tarihsel arka plan sağlam ,duygusal derinliği yüksek,Temposu sakin, sindirerek ilerleyen, okuduktan sonra bir süre zihinde dolaşan türden bir kitap . Eğer epik savaş hikâyelerinden ziyade insan ruhunun savaşını okumayı seviyorsanız bu kitap derin bir iz bırakabilir.Ben de bıraktı. Bir kez daha hissettim ki Kurtuluş savaşımız gerçekten müthiş bir destan .Sadece cephede ,silahlarla yapılan bir savaş değil .çok daha büyük bir direniş .Daha anlatılmamış kim bilir ne müthiş hikayeler var bilmediğimiz . Baş kahramanımız Handan .Görece elit bir ailenin tek kızı.Annesini küçük yaşta kaybetmiş ,babası ve evin yardımcısı gibi görünen ancak evin ikinci kızı gibi davranılan Ayşe ile birlikte yaşayan döneme göre şaşırtıcı bir şekilde üniversite okutulan iki dil bilen bir genç kız . Babası direnişe inanmıyor ama amcası mücadelenin başrollerinden biri . Handan ‘ın kafası iki fikir arasında karışsa da vatanseverliği öne geçiyor. İstanbul’da kalıp anadoluya gitmeyen Vatanseverler , işgal devletlerine kaptırmamak için kıymetli tarihi eserleri ,antika kitapları Anadolu’ya kaçırmak için Handan’ı kullanıyorlar .İstanbul’da yaşadığı mahalleden çıkmamış bir genç kadının gizli saklı yollarla ,müthiş bir organizasyonla Anadolu’ya yaptığı seyahetler son derece akıcı,sürükleyici bir şekilde anlatılıyor. Çok etkilendim .Düşünsenize ,ortada sonunun ne olacağı belli olmayan bir savaş varken ,savaş kazanılınca işgal devletleri kıymetli eserleri yağmalayıp götürmesin diye önlem almaya çalışan bir grup ve ölümü göze alıp cepheden cepheye koşan bir diğer grubun ortak bir hedefe koşması .Bir taraf toprakları diğer taraf toplumsal hafızayı koruma derdinde. Bu kadar uzun bir yorum yazmamdan anlaşılacağı üzere ;çok severek okudum ,tavsiye ediyorum .
Eylülde Dört Yıl / Bir Kurtuluş Savaşı KitabıAslı Perker · Epsilon Yayınevi · 202217 okunma
·
25 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.