·192 syf.····Okunma: 30 Nisan 2026 15:29 Bazı romanlar yalnızca bir hikâye anlatmaz; yaşadığı toplumun aynasını da okurun karşısına koyar. Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Mürebbiyesi tam olarak böyle bir eser. İlk bakışta bir konak içinde geçen entrikalarla örülü bir roman gibi görünse de satır aralarında Osmanlı toplumunun Batı’ya bakışını, yanlış anlaşılan modernleşmeyi ve insan doğasının zaaflarını keskin bir gözlemle eleştiriyor.
Romanın merkezinde, bir konağa mürebbiye olarak gelen Anjel bulunuyor. Ancak Anjel, yalnızca çocuklara eğitim veren bir karakter değil; girdiği çevreyi etkileyen, dengeleri bozan ve insanların gizli yönlerini açığa çıkaran bir figür. Hüseyin Rahmi burada asıl odağı Anjel’den çok onun etrafında şekillenen insan ilişkilerine çeviriyor. Çünkü roman ilerledikçe görüyoruz ki asıl mesele bir yabancının gelişi değil; o yabancının varlığıyla ortaya çıkan ikiyüzlülükler, bastırılmış arzular ve görünürdeki ahlak anlayışının ne kadar kırılgan olduğu.
Eserin en güçlü taraflarından biri, yazarın mizahı ve hicvi ustalıkla kullanması. Yer yer tebessüm ettiren sahneler, aslında oldukça sert bir toplumsal eleştirinin taşıyıcısı oluyor. Gürpınar, Batılılaşmayı körü körüne taklit eden, özü kavramadan şekle özenen anlayışı ince bir alayla eleştirirken; insanın makamı, eğitimi ya da sosyal konumu ne olursa olsun zaaflarıyla yüzleşmek zorunda olduğunu da gösteriyor.
Mürebbiye, bugün okunduğunda bile güncelliğini koruyan bir roman. Çünkü değişen zamanlara rağmen insan doğası, toplumsal ikiyüzlülük ve dış görünüşe aldanma hâli pek de değişmiyor. Hem düşündüren hem güldüren hem de satır aralarında güçlü bir eleştiri sunan bu eser, klasik edebiyatımızın neden hâlâ canlı kaldığını hatırlatan önemli romanlardan biri.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın keskin gözlem gücüyle kaleme aldığı Mürebbiye, yalnızca bir dönem romanı değil; insanı ve toplumu çözümleyen zamansız bir eser.