Gönderi

Ölüm...
Puan vermedi·208 syf.··
2026 10. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 16:38
Ölüm... Hayatımızın gerçeği. Sevdiğimiz kişinin yok olmasını kabullenme süreci ya da çok uzun sancılı bir bekleyiş . Ve sonra hâlâ yaşıyormuş gibi sürdürdüğümüz bir hayat. Sonunda geride kalanla yeni ve kırılgan bir ilişki kurma çabası. Kitapta bahsettiği gibi "yaşamımızın ikiye bölünmesi." Kaybın gerçekliğini adım adım kabullenmek. Tabiki kolaylıkla gerçekleşmiyor. Her şeyin bir zorluğu var nasıl tepki verdiğimiz önemli. Onunla nasıl başa çıkabildiğimiz. Duyguları yönetmek. Bastırmadan ne varsa yaşamak... Gospadinov, büyük cümleler ile anlatmamış ölümü. Onu hayatın içinden çekip çıkarmış sanki. Bir bedenin yavaş yavaş eksilişini, bir evin sessizce değişen havasını, insanın sevdiğini kaybederken aslında kendinden de bir şeyler yitirişini anlatmış. Ve bunu öyle sade öyle gösterişsiz yapmış ki metnin gücü tam da buradan doğmuş diyebilirim. Kitap bağırmıyor fısıldıyor. Ama o fısıltı uzun süre insanın içinde kalıyor. Aslında beni çok etkileyen bir kitap olmadı. Sanırım gününüz popüler kültüründe böyle bir eser okumaya insanların ihtiyacı varmış. Betimlemeler sade olsada çok derin bir kitap. Dolayısıyla insanlar içine çekip her bir cümlede okuyucuyu etkilemiş olmalı. Anlatıcının babasının eriyen bedenini okurken insan yalnızca onun yasına tanık olmuyor bu kitapta kendi kayıplarının da kapısını aralıyordur. Çünkü bu kitap bir ölümü anlatmıyor sadece ölümün etrafında dolaşan inkârı, bekleyişi, kabullenemeyişi anlatıyor. Bazen yas dediğimiz şey kabullenmek değil, kaybı her gün yeniden reddetmektir. Mezarlığa bile gidemez insan, hâlâ yaşıyor gibi hisseder, bir sesin eksikliğine alışamamak ya da… Kitabın en sarsıcı tarafı da bu bana göre. Ölümün yokluk değil varlığın biçim değiştirmesi olduğunu hatırlatması insana. Kitabı okurken insan şu duyguda kalıyor bence. Birini kaybetmek onu yitirmekten çok onsuz kalan kendine alışmaya çalışmak. Bahçıvan ve Ölüm bu boşluğun kitabı. Yas yalnızca bir gözyaşı değildir. Ona alışmak nefes alabilmek ve oluşan o boşluğu tanımlayabilmektir. Her ne kadar insan kendini tamamlamışsa da, ki kendini tamamlayan insanın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur sevgiye bile, duygularımızın olduğunu unutuyoruz onları serbest bırakmak onunla yaşamak gerekiyor. Gerçekleri kabullenemek ne kadar can yaksa da insanı özgürleştirir... Bu kitap, ölümü anlatırken yaşamayı, vedayı anlatırken sevgiyi öğreten son derece naif ve derin bir metin. İki saatte bitecek kadar kısa. Günlerce insanın içinde kalacak kadar ağır. Daha en başından sonunu söylemesine rağmen asıl meselesi "ne olacağı" değil, insanın o kaçınılmaz sona nasıl baktığı. Ve belki de en çok bu yüzden insanın yüzüne şu cümleyi sessizce bırakmıştır. "Bazı hikâyeler doğumla değil, ölümle başlar." Keyifli okumalar diliyorum.
1000Kitap
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,2bin okunma
·
73 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.