·163 syf.····Okunma: 29 Nisan 2026 16:30 Ruzgarin Şarkısını Dinle
Haruki Murakami
Kitabından bir alıntıyı okuduğumda çok etkilendiğim icin araştırdım, araştırınca dili sade olmasına rağmen anlaşılması zor bir yazar olduğunu öğrendim. Sağ olsun buradaki arkadaşların yönlendirmesiyle bir sürü kitabını aldım. Hepsini sırayla okumayı planlıyorum. İlk bu kitapla başladım. Bu kitabı sade, okuması ve anlaması nispeten daha kolay.
Japon edebiyatının önemli yazarlarından Haruki Murakami'nin ilk kısa romanıdır 'Fare' üçlemesinin de ilk kitabıdır. Hikaye ,1970 yılının Ağustos ayında ismi belirtilmeyen, anlatıcı olan, bir üniversite öğrencisinin ,yaz tatili için memleketine yaptığı 18 günlük bir tatili anlatıyor. Anlatıcı, tatilin çoğunu 'Fare' lakaplı arkadaşı ile Jay'in Barı'nda bolca bira içerek, fıstık yiyerek ve plak dinleyerek geçiriyor. Anlatıcı ,ayrıca eski sevgilileri olan üç kadını, onlarla geçmişteki ilişkilerini ve dokuz parmaklı kız ile olan anılarını anlatıyor .
(Oğuz Atay karakterleri gibi ). Karakterler, toplumdan kopuk ,kendi üç dünyasında yaşayan, yalnız, topluma ve kendilerine yabancı tiplerdir. Karakterler, barda bolca içki içerek, fıstık yiyerek yani bolca tüketim yoluyla bu yalnızlıklarını ve boşluklarını doldurmaya çalışırlar. Bu hikayede ,geleneksel bir olay örgüsü yok , üstkurmaca ve metaforlar var. Yaz boyunca 25 metre uzunluğundaki bir havuzu dolduracak kadar birayı içmişlerdir. Jay'in Barı onlar için sorumluluklarından ve dünyadan kaçıp sığınabilecekleri bir yerdir. Dokuz parmaklı kız meteforu, duygusal eksiklik ,geçmişte bırakılan parçaları temsil eder. Kitapta ,gerçek hayatta hiç olmayan bir yazar, öyle ciddi ve detaylı anlatılır ki bazı eleştirmenler onu gerçek zannetmiştir. Ben de bu yazarı araştırınca ,kurgu olduğunu öğrendim. Yazarın kitaplarınn adı verilmiş olup ,alıntılar ve kaynakçası bile vardır.( Kurgu içinde kurgu içinde kurgu).Kurgu yazar, intihar ederek ölür. (Oğuz Atay geldi gene aklıma).
Karakterler, kitap yazarak hayatın acılarını daha katlanabilir hale getiriyorlar, yazmak modern insanın yalnızlığıyla başa çıkma yöntemi ve bir savunma mekanizması.
Japon dili çok ağır olduğu için yazar önce İngilizce yazmış sonra Japoncaya çevirmiştir. İngilizcesi de ileri düzey olmadığı için ,cümleleri çok sade olup kelime süsleri yoktur. Cümleler kısa ,süssüz ama çarpıcıdır. Hiçbir şey olmuyormuş gibi görünüp, çok şey hissettirir .Olaydan çok duygular ön plandadır ,dili sade ve akıcı olup, kurgusu karışıktır. Duygusal derinlik ve yoğunluk vardır. Hikayeyi anlamak zor gelebilir. Kitap bir günde bitirilir, kısa bir kitap. Kitapta bir sürü müziklerin adı ,filmlerin adı yazarların ve kitapların adı geçiyor. Yazarın hayranları, kitaptaki müzikleri ile Spotify listesi oluşturmuştur. Kitabın sonunda, kitabın yazılışı ile ilgili bir sunuş var. Kitabı yarışmada kazanıyor ve kaderi bu yarışmayla değişiyor.
Hikayede yaz mevsimi sona eriyor ve hikaye bitiyor. Gençliğin bitişine bir veda, insanın hayatından geçen eski sevgililer, ölen arkadaşlardan geriye sadece hatıralar kalmasıyla, melankoli ve hüzünlü bir ruh hali kalıyor insanda. Kendimi o ortamda hissettim.
Beni en çok etkileyen, üç yıldır hastanede yatalak olan birinin deniz kenarında yürüyüp, denizin kokusunu içine çekme isteği oldu. Gerçekten bir an durup düşündüm, ben bunları yapabiliyorum ama kıymetini hiç bilmiyormuşum. Böyle küçük şeyler ne kadar değerliymişte, ben farkında bile değilmişim. O an bu fark edişle iyi bir sarsıldım. Kitapta büyük olaylar yok, ama işte böyle küçük olaylar bizi derinden sarsıyor ve hayat yolculuğumuzda bize devam etmek için güç veriyor.
Rüzgar da aynı hayat gibi kontrol edilemezdir. Hayatta başınıza gelenleri değiştiremeyiz Ama bu olaylara karşı nasıl bir tavır alacağımızı belirleyebiliriz. Olaylar ve hayatın akışı sırasında aslında bir durup rüzgarın şarkısını dinleyebiliriz
Kitaptan bir alıntıyla bitirmek istiyorum. 'Herkes yürekten verdiğinin karşılığını alır.'