·352 syf.····Okunma: 30 Nisan 2026 00:00 Mektup Arkadaşım kitabını uzun zamandır görüyordum ve herkes tarafından “çok şok edici bir sona sahip, akla gelmeyecek kadar şaşırtıcı” bir kitap olarak anlatılıyordu. Bu merakla kitabı aldım ve oldukça hızlı bir şekilde okudum.
Öncelikle şunu söylemeliyim ki yazarın dili gerçekten akıcı. Kitap başlangıç itibarıyla sürükleyici; karakterlerin tanışması, aralarındaki diyaloglar ve olayların ilerleyişi oldukça başarılı. Başlangıç kısmı beni hiç sıkmadı, aksine hızla içine çekti.
Ancak kitap ortalarına geldiğinde hikâye benim için bambaşka ve ne yazık ki zayıf bir noktaya evrildi. Konu derinleşmek yerine dağılmaya başladı. Sanki ana hikâyeyi uzatmak adına gereksiz ve zorlama detaylar eklenmiş gibiydi. Özellikle bazı fantezi unsurları (tavşancık–efendi ilişkisi gibi) hikâyeye hizmet etmekten çok dikkat dağıtıcıydı. Bu noktada yazarın bazı popüler eserlerden fazlasıyla etkilendiği hissine kapıldım, ancak bu etki bana göre çok doğru yansıtılamamış.
Yetişkin içerik elbette olabilir, bu benim için bir problem değil. Ancak burada asıl eksik olan şey, duygunun inandırıcılığıydı. Karakterler arasındaki bağ, tutku ve yoğunluk yeterince güçlü hissettirilmediği için okur olarak o ilişkiye tam anlamıyla dahil olamadım. Eğer bu duygusal derinlik daha iyi aktarılabilseydi, kitabın finali bende çok daha büyük bir etki bırakabilirdi.
Final kısmına gelirsek; evet, şaşırtıcıydı. Ancak tamamen özgün olduğunu düşünmüyorum. Daha önce bazı film ve hikâyelerde benzer sürprizlerle karşılaştığım için beni “çok sarsan” bir etki yaratmadı.
Genel olarak değerlendirdiğimde, kitap kötü değil. Akıcı bir anlatımı var ve kendini okutuyor. Ancak benim için “vay be” dedirten, unutulmaz bir eser olmadı.
Okunur mu? Kesinlikle okunur.
Ama beklentinizi çok yüksek tutmadan okumanızı öneririm.