André Malraux
Bazı insanların hayatını okursun ve kendi sınırların aklına gelir ya… André Malraux işte tam o hissi yaşatanlardan. Ama eziklikten değil, tam tersine “vay be” dedirten bir kıskançlıkla. Düşünsene; 23’ünde Kamboçya’da antik heykel kaçakçılığından hapis yatıyor, 30’larında Çin’de devrime karışıyor, İspanya İç Savaşı’nda uçak filosu kurup faşizme karşı bizzat savaşıyor, Naziler Fransa’yı işgal ettiğinde “Albay Berger” kod adıyla direniş örgütlüyor. Yetmiyor, savaştan sonra oturup İnsanlık Durumu’nu yazıyor ve Fransa’nın ilk Kültür Bakanı oluyor. Yani adam tek bir hayata 10 tane destan sığdırmış. Ama asıl beynimi yakan şey, tüm bu aksiyonun içinden damıttığı o cümle oldu: “Sanat, insanın kaderine karşı bir isyandır.” Malraux der ki; müze dediğin yer aslında insanın ölüme attığı en büyük tokattır. Çünkü taş devrinde bir insanın mağaraya çizdiği el iziyle, bugün Louvre’daki Mona Lisa aynı şeye hizmet eder: Zamana meydan okumaya. Hatta bu yüzden Hayali Müze kavramını ortaya atar; artık hepimizin zihninde bir müze var, parmaklarımızın ucunda. Sıkı durun, bir de şu rivayete bakın. Ölmeden önce “21. yüzyıl ya ruhani olacak, ya da hiç olmayacak” dediği söylenir. Şimdi etrafa bakıyorum da, algoritmaların ve yapay zekanın ortasında ruhumuzu ne kadar koruyabiliyoruz, emin değilim. Belki de asıl mesele, kendi küçük hayatlarımızda neyin isyanını verdiğimiz… Sizin bu aralar kaderinize karşı en büyük isyanınız ne? Yorumlara bekliyorum, bu postu da sonra dönüp okumak isteyeceksiniz bence. Kaydetmeyi unutmayın. #andreemalraux #malraux #insanlıkdurumu #sanat #isyan #hayalimüze #fransızedebiyatı #kültürbakanı #edebiyat #felsefe #ilham #yaşam #ruh #cesaret #macera #tarih
1000Kitap
·
50 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.