7/10
·238 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 08:41
“Şu da var ki, insan gençken bir gün olup yaşlanacağını aklına getirmez. Çok uzaktır, düş gücümüzü aşar.” Bu kitapta yazar okurun elinden tutup yaşlıların locasına götürüyor.65 yaş üzeri insanların fısıltı gibi yükselen iç seslerini dinliyorsunuz ve şu soruyu sorarken buluyorsunuz kendinizi: “Sahi! Böyle mi olacağız?” Biraz karamsar bir giriş yaptım ama aslında hikayenin akışı çok da öyle değil, yani kısmen. Mösyö Salomon, 85 yaşında, İkinci Dünya Savaşını görüp geçirmiş, servet sahibi ve ömrünün geri kalanını iyilik yapmaya adamış yahudi kökenli bir adamdır. Bir gün yolu genç taksici Jean ile kesişir ve hikaye öylece başlar. Bir de 65 yaşındaki naif, kırılgan Matmazel Cora’mız var. Genel tema yaşlılık, ölüme yaklaşma diyebilirim. Hikayedeki en belirgin şey yaşlanma denen şeyin insanın ruhuna hiç uğramıyor oluşu. Üst nesillerden bazen duyarız ya, bedenim eskidi ama gönlüm hala gencecik diye. Buradaki yaşlı diyebileceğimiz kahramanların da ortak noktası bu; pörsümüş bedenlerine rağmen hayata dair arzularının tazecik, devam etme iradelerinin çok güçlü olması. Mesela Mösyö Salomon bugünün koşullarında bile geç yaşlılık denilebilecek bir evrede ama yaşlı gösteriyor diye berbere sakalını kestiriyor, otuz kırk yıl dayanacak kalitede ve sağlamlıkta kıyafetler alıyor falan. Ama gelgelelim etraflarındaki sosyal çevre de en az zaman kadar acımasız. En basitinden taksici Jean bile Mösyö’nün bu yaşama tutunma konusundaki sebatkarlığını “85’e bir kaç sene daha eklemeye ne gerek var tabi sakalını kesecek” diye ironik bir dille anlatıyor. Mösyö Salomon en azından bir erkek, ataerkinin ona verdiği kudretle bu lafları ardına atmayı başarabiliyor fakat yaşlılığın faturasını ağır bir şekilde ödeyen, bir kadın olarak Matmazel Cora oluyor. Matmazel Cora gençliğinde şarkıcılık yapmış ünlü bir kadın. Kimseye teğet geçmeyen zaman, akıp giden yıllar içinde onun da güzelliğini ve bedensel gücünü alıp gidiyor ve onu bir köşeye terk ediyor. İlerleyen yaşına rağmen Matmazel Cora gençlik günlerindeki gibi şarkılar söylemek, enstrüman çalmak, 20 yaşındaymışçasına tutkulu aşklar yaşamak istiyor. Fakat zamanın onun üzerine bir kabuk misali yapıştırdığı pörsümüş teni, toplumun onu bir kenara itelemesine sebep oluyor; “senden geçti artık”. Matmazel trajedisini şöyle söze döker: “Çok büyük haksızlık bu. Çalgıcıysan, piyanistsen, kemancıysan, seksenine kadar sürdürebilirsin, yaşına bakan olmaz, ama kadınsan, her zaman ve her şeyden önce rakama bakarlar. Rakama dökerler seni. Karşılarındaki kadınsa, ilkin rakama bakarlar.” Hikaye bunlardan ibaret değil elbette, bunlar benim söze dökmek istediklerim. Yazar 1979’da eşinin intiharından sonra yaşlılık ve ölüm temalarına eğilmiş. Bu eser ilk kez 1979’da yayınlanmış. Karısının ölümünden önce mi yoksa hemen sonra mı yayınlandı bilmiyorum fakat bu eserde de ölüme yaklaşma, yaşlanma gibi konular ağır basıyor. Bunun dışında müthiş bir sarkastizm var anlatımında. Belki de içinde büyük bir ağırlık oluşturan şeyleri hafifletme yöntemidir yazarın, bilemiyorum. Konu itibariyle yazarın, yine yaşlanmanın sularında gezindiği bir diğer kitabı olan Biletiniz Buraya Kadar’ı hatırlattı bana. Anlatım itibariyle onu da çok eğlenerek okumuştum. Tabi bu kitabı onun kadar sevmedim. Konunun çekiciliğine ve yazarın yarattığı eğlenceli dile rağmen okurken bir parça beni yavaşlatan bir şey vardı, adını koyamıyorum. Yine de çok güzel bir kitap. Kurmaca insanın empati yeteneğini güçlendirir derler, bunu bu kitapta bir kez daha fark ettim. Yoksa yaşlanma denen olguya nereden, hangi pencereden böylesine bir farkındalıkla bakabilirdim.
Kral Salomon'un BunalımıRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 2021296 okunma
29 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.