Öncelikle, kitabın dili sade ve anlaşılırdı. Okunuşu ve olay akışı akıcıydı. Bir çırpıda bitirebileceğiniz bir kitap.
Düşüncelerime gelirsek..
Yani, yer yer gülümsetti ama genelde çok aşırı içime işleyen bir kitap oldu diyemem. Kitabın arkasını okuduğumda açıkçası çok daha farklı şeyler okumayı beklemiştim, beklentilerimin altında kaldı diyebilirim.
Ama kitabı okuduğum süre boyunca "çevremizdeki insanlarla acaba ne kadar derin bağ kurmuşuz?" diye düşünüp durdum. Özellikle anne ve babalarımız bağlarımızın acaba sahiden de çok derin olup olmadığını sorguladım. Evet, onları çok seviyoruz. Arkadaşlarımızı çok seviyoruz. Eşimizi ya da sevgilimizi çok seviyoruz. Ancak asıl sorun bu sevgimizi gösterebiliyor muyuz? Onların ta içini biliyor muyuz?
Şunun farkına vardım, gerçekten sevdiğimiz insanlara karşı hep bi çekingenlik halimiz var. Bilemiyorum bu belki de geçmişten gelen davranışlar ve kalıplardandır. Ancak bunları aşmak gerekiyor. Hayat kargaşasında yaşadığımız her anın ve o anda yanımızda bulunanların saf değerini fark etmek lazım. Özünü görmek, kalplerine dokunmak gerek.
Kitabı okurken baştan sona hislerim bu yöndeydi hep. Bu açıdan iyi geldiğini söyleyebilirim.