Bab-ı Esrar, kelime anlamı olarak "Sırlar Kapısı" demektir ve okura tasavvufun derinliklerinde bir cinayet gizemi sunar.
Annesi İngiliz babası Türk olan Karen Kimya Greenwood sigorta eksperidir. İngiltere'den Konya'ya müşterisi olan bir otelde çıkan ve iki kişinin öldüğü yangının soruşturmasını yapmak için gelmiştir. Ama bu onun Konya'ya ilk gelişi de değildir. Semazen olan babası ile çocukken gelmesine rağmen bu geziyi hayal meyal hatırlamaktadır. Belki de babası onu ve annesini Mevlâna aşkı yüzünden terkedip gittiğinden hatırlamak istemediği gerçeklikler bilinçdışının dehlizlerinden Konya'ya indiği an bilincine hücum etmeye başlamıştır.Bir baba-kız hikâyesinin ardında gizli kalmış sır silsilesi yedi yüz yıl önce yaşamış Mevlâna ve Şems arasındaki ilişkiye kadar uzanıyor bu kitapta.
Dil olarak akıcı sayılır ama yer yer anlatım beni yordu. Yine de atmosferi ve mistik havası sayesinde kitabı bırakmadım.Kısacası, çok sevdim diyemem ama pişman da olmadım. Mevlânâ, Şems ve tasavvuf temalı kitapları sevenlerin bir şans verebileceğini düşünüyorum. Bence beklenti çok yükseltilmezse keyif alınır.