Bazı kitaplar vardır, bittiğinde dünyaya baktığınız pencereyi tamamen değiştirir. Aliya İzzetbegoviç’in bu kült eseri tam olarak öyle. Yazar, sadece bir din anlatısı sunmuyor; felsefeden sanata, bilimden hukuka kadar insanlığın tüm mirasını masaya yatırıyor.
Kitabın temel meselesi, insanın o bitmek bilmeyen "iki dünya arasındaki" sıkışmışlığı. Bir yanda maddeye boğulmuş Batı, diğer yanda dünyadan kopuk bir mistisizme gömülmüş Doğu... İzzetbegoviç, İslam’ın bu iki uç arasında nasıl bir "orta yol" ve denge unsuru olduğunu dahiyane bir mantık silsilesiyle anlatıyor.
Okurken Darwin’den Kant’a, klasik müzikten mimariye kadar uzanan entelektüel bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Modern dünyanın insanı neden tek tipleştirdiğini ve ruhumuzun neden sürekli bir arayış içinde olduğunu anlamak için harika bir rehber.
Şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap. Eğer zihninizdeki taşların yerine oturmasını, meselelere daha geniş bir perspektiften bakmayı istiyorsanız bu başucu eserini mutlaka listenize ekleyin. Aliya İzzetbegoviç