“Bugünü Yaşama Arzusu”…
Sadece bir roman değil; ölümle, yaşamın anlamıyla ve insanın kendinden kaçışıyla yüzleşme hikâyesi.
Philip’e başta tahammül edemedim.
“Kimseye ihtiyacım yok” diyen kibri, bağımlılıkları…
Ama sayfalar ilerledikçe o sert kabuğun altındaki kırılganlığı gördüm.
Ve kitabın sonunda fark ettim: Onu yargılayan ben, onu bağışlayan da yine bendim.
Karakterlerin dönüşümü ve terapi süreci o kadar gerçek ki, bir noktadan sonra okuyucu olmaktan çıkıp o sandalyelerden birine oturuyorsun.
8 kişi vardı…
Ama aslında 9 sandalyeydi.
O +1, bizdik.
Boğazım düğümlendi.
Ve uzun süre etkisinden çıkamadım.