Puan vermedi·129 syf.····Okunma: 30 Nisan 2026 23:43 Kafka’nın Milena’ya yazdığı o meşhur mektupların yanında, bir de Osman’a yazılan mektupları okumayalım mı yani? Ülkece Kafka’dan ne eksiğimiz var dedik ve bir kadının ayrılığın ardından eski sevgilisi Osman’a yazdığı o sarsıcı mektuplara ortak olduk. Kitap boyunca ana karakterimizin ismini hiç öğrenmiyoruz ama bir "Osman"dır gidiyor... Osman’a ise hiç söz hakkı tanınmamış; bütün sahneler, bütün duygular mektupları yazan kadına ait.
"Bu Hikaye Gercekten De Senden Epey Uzun Osmancım!"
Yazarın kalemine sağlık; okurken yer yer gülmedim desem yalan olur. Ancak bu eğlenceli dilin arkasında, ayrılığın her evresi o kadar gerçek işlenmiş ki... Toparlanma sürecini, toparlanmaya çalışırken aslında nasıl daha fazla dağılınabildiğini tüm çıplaklığıyla görüyoruz. Yazar, sadece bir aşk acısını anlatmakla kalmamış; aralara serptiği bilgilerle metni genel kültür açısından da zenginleştirmiş.
Özetle; ayrılığa, özleme ve hesaplaşmaya dair gayet keyifli, bir o kadar da içten bir eserdi. "Osman" kim bilir şu an ne yapıyordur ama bu mektuplar kesinlikle okunmalı diye düşünüyorum.
Şimdiden herkese keyifli okumalar!
Not: mektupları Osman okurken ne hissetti diye düşünmedim değil. Sonra da belki hiç okumamıştır dedim. Sonra da adını görmüşse kitap isimi olarak mutlaka okumuştur dedim. Osmancım burdaysan eğer seninde düşüncelerini bir miktar alabilir miyiz lütfen. Eminim diğer okuyucular da en az benim kadar merak içindedir. Öyle değil mi sahi?