·416 syf.····Okunma: 23 Mart 2026 08:55 Cengiz Aytmov romanlarında özel bir yeri olan Gün Olur Asra Bedel belki de yazarın roman tekniğini en çok zorladığı romanı olabilir. Ancak yine de eserin Cengiz Aytmatov romanı olduğu gerçeği yadsınamayacak kadar ona ait hissettiriyor.
1980’de yayımlanmış kitap, yazarın son büyük eseri denilebilir ve Aytmatov’ın yazı tarzına göre de en külliyatlı romanı.
Ana Kahraman Yedigey gibi dursa da romanın asıl noktası Sarı Özek Bozkırının da bulunduğu Kırgız/ Kazak coğrafyası. Bölgenin kendi gerçekleri, kültürü , geçmişi ve yaşınılan çağ ile materyalist Sovyet komünist rejiminin insan üzerindeki tesiri.
Roman temelde 3 ayrı hikâye üzerinden ilerler ki yazarın roman tekniğini en zorladığı, modernizme en yaklaştığı kısım da bu olduğu söylenebilir. İlk hikaye Yedigey’in kadim dostu Kazangap’ın ölümünün ardından, Kazangap’ın kutsal ve kadim ‘’Ana Beyit” mezarlığına gömülmek istemesinden dolayı Sarı Özek ahalisinin bu mezarlığa kervan misali gidilme durumu. İkinci hikaye Sarı Özek’in ilkel yaşam tarzının aksine Uluslarası uzay istasyonunda bulunan 2 astronotun uzaylılarla olan teması. Üçüncü hikaye ise yine Yedigey merkezinde kahramanın geçmiş hatırlamaları.
3 ayrı hikayenin birleşim noktası romanı zenginleştirirken bir yandan da verilmek istenen mesajların boyutlarını daha da derinleştirmiştir. Eser içinde yine Aytmatov’a özgü olan kahramanların saf kişiliklerinin bir sonucu olarak saf insani mutlulukların arzusunda olması ancak bu en samimi mutluluk arzusunun hayatın veya modernleşmenin getirdiği kötü gerçeklerle çatışmasını görürüz. Örneğin Yedigey, karısıyla Aral Gölü civarında mutlu mesut yaşarken savaşta gazi olmasından dolayı Sarı Özek’e geçici geldiğini düşünür fakat bir ömür orada kalır. Yine 2. hikayede dediğim 2 astronot , uzaylılarla temas kurduktan sonra onların nasıl barışçıl nasıl gelişmiş bir ırk olduğunu Uzay İstasyonuna raporladığında , ABD- Sovyet heyetleri kesinlikle bu teması gerçekleştirmemelerini aksine uzaylılardan öğrendiklerini kesinlikle dünyaya ulaştırmamaları hatta temas kuran uzaylı olursa öldüreceklerini tebliğ etmişleri. Kısaca temiz hisselerle istenen şeyler hayatın sert gerçeğiyle karşılaşmıştır.
Bir diğer önemli metin okuma olarak her ne kadar kahramanlarımız bilinçli birtakım kararlar verdiğini düşünse de istedikleri ‘özgürlüğü’ alabilmiş değildir.
Yedigey karısını ne kadar sevse de Zaripa ile evlenmek ister bu durum doğal olarak toplumsal gerçekler gereği gerçekleşmez. Yedigey Sarı Özek’e geçiçi geldiğini düşünür fakat hiçbir zaman ayrılamaz. 2 astronot insanlık için büyük bir iş yaptığını düşünür. Dünyanın çok daha insancıl olacağını düşünerek Uzay istasyonunundan habersiz insansı uzaylılarla temas kurar fakat Uzay İstasyonu izin vermemenin ötesinde korkunç tedbirler alıp engeller. Kazangap’ın gömülmek istediği ‘Ana Beyit’ mezarlığının efsanevi anlatımı içinde her alan ‘Mankurt’ efsanesinde Juan Juanlar(Türk- Moğol karışık bir tarih kavim) savaşta ele geçirdiği genç erkeklerin kafasına deve derisi yapıştırıp güneşin altında tutarlar. Güneşin altında kalan deve derisi esirin saçlarının çıkması sonucunda(saçları tıraş edilir) kafa derisini iyice işler ve esir ya büyük ihtimalle ölür ölmezse de tamamen sahibine bağlı bir kişi olarak Mankurt olur. Hatta en çarpıcı örnek ise Kazangap, Ana Beyit’e gömülmek ister fakat burada uzay istasyonu olduğu için mecburen öylesine bir yere gömülür.
Kısaca insanoğlu her ne kadar hayatına dair kararlarında özgür olduğunu düşünse de kurulu düzene ait şeyler yaşamlarımızı olabildiğince yöneten şeylerdir.
Özetle eser, okuyucunun en zorlanacağı Aytmatov kitabı olabilir fakat yeterince dikkatle okunduğunda hayata dair pek çok çıkarımda bulunabileceğimiz bir derinliğe sahip olmasıyla oldukça önemli bir roman. Tavsiye etmeme pek gerek olmasa da henüz okumamış her okuyucuya tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.