Hiç beklemediğiniz birilerinden darbe aldığınızda kimi zaman keşkelerin kimi zaman iyikilerin kapısı açılır. Geç kalınsa da gerçek adalet yerini bulduğunda nefes almak insanı rahatlatır. Unutmamak gerekir ki insan, kuzu postuna bürünen kurttur.
Chloe, güncel tarihinde hala geçmişin kanlı izini sürdürdüğü bir dram yaşıyorsa akla kocaman bir ünlem ve soru işareti gelir. Neden mi? Çünkü yirmi yıl önce bir anda ortadan kaybolan genç kızların suçlusu babası görülüp ömür boyu hapse mahkum edilmiştir. Bugün ise esrarengiz bir şekilde iki kız daha kayboluyor. Babası hapiste ise bu cinayetler nasıl oluyor da hâlâ işleniyor?
Hiç beklemediği bir anda, kendini New York Times muhabiri olarak tanıtan Aaron Jansen bir tesadüfle mi Chloe'nin karşısına çıkıyor yoksa bu isim altında bambaşka bir sır mı saklı?
Chloe, kendi mutluluğunu mu düşünmeli yoksa karanlıktaki kıvılcımları mı aydınlığa kavuşturmalı? Kendisini bekleyen bu zorlu mücadeleyi başarabilecek mi? Netice de Daniel de namlunun ucunda.
Kitabın sonuna gelindiğinde aslında sümenin altında bir fedakârlık yattığı görülmektedir. Ters köşe eden bu fedakarlık kimden geliyor?
Karekterin derinliği ve gizemliği ile okuyucuyu son sayfasına kadar ürperten bu roman, psikolojik gerilim ağırlıklıdır.
#alıntılar
"Gerçek canavarlar hep göz önündeydi."
"Yanlış umut, hiç umut olmamasından daha kötüdür."
"Geçmişi düşünmeyi göze alamazlardı çünkü artık bir önemi yoktu, geçmiş bir dikkat dağıtıcıydı. Zaman kaybıydı."