Bugün sizlere güzel bir şiir kitabıyla geldim. @drremziyeakca ’nın “Zaman Beklemekte” isimli şiir kitabı, isminin hakkını veren bir vakurlukla karşılıyor okuru. Kitabı elinize aldığınızda, mısraların arasında sadece kelimelerin değil, yaşanmışlıkların ve o yaşanmışlıkların bıraktığı derin sükunetin izini sürüyorsunuz. Akça, şiirlerinde zamanı sadece akan bir mefhum olarak değil, insanın içinde duran, bekleyen ve bazen de iyileştiren bir durak olarak kurguluyor. Şairin dünyasında “yaşamak”, zıtlıkların bir arada var olma sanatı gibi; arşla yer, yalanla doğru, dünle yarın arasındaki o ince çizgide insanın kendi kalbini bulma çabası her sayfada hissediliyor.
Şiirlerin bütününe yayılan o samimi doku, özellikle “Baba” ve “Sen” temalı dizelerde iyice belirginleşiyor.
“Güneş tam tepedeydi ancak gönlüm üşüyordu” derken, dış dünyanın gerçekliğiyle ruhun iklimi arasındaki o tezatlığı en yalın haliyle kalbimize dokunduruyor. Şairin dili kullanışındaki bu duruluk, aslında karmaşık duyguları ne kadar iyi süzdüğünün de bir göstergesi niteliğinde.
Kitabın en dikkat çekici yanlarından biri de şiirin ve şairin konumunu bizzat mısraların içinde sorgulaması. Şiiri “gizemli bir kapı” olarak tanımlayan Remziye Akça, okura bu kapıyı çalma cesaretini veriyor. Her okuyanın aynı mısrada farklı bir kapıdan geçeceğini bilerek, duygularını ortak bir paydada buluşturuyor. “Zaman Beklemekte”, sadece okunup geçilecek bir kitap değil; bir köşeye çekilip, demlenmiş bir çay eşliğinde, kendi iç sesinizi dinleyerek mısralar arasında kaybolacağınız bir yol arkadaşı.
Yazarımızın emeğine sağlık. İyilikle ve kitapla kalın.