·120 syf.····Okunma: 30 Nisan 2026 19:12 Henüz on iki yaşında iki çocuğun askeri okula başlamaları ile başlayan hikayesi. Bir tarafta muhafız alayı subayının oğlu olan Henrik(general) diğer tarafta daha müziğe ilgi duyan, daha sessiz ve içe dönük bir karakter olan Konrad. Okul başladıktan sonra bu ikili öyle yakın dost oluyorlar ki gençlik dönemlerine kadar tatilleri bile birlikte geçirip aynı evlerde yaşıyorlar. Sonrasında bir şey oluyor ve tam kırk bir yıl boyunca görüşmeyip, birbirlerinden haber almıyorlar.
Devamında bir hesaplaşma gecesindeyiz. Artık 75 yaşına gelmiş olan bu iki yaşlı adam özenle hazırlanmış masanın karşılıklı iki ucunda oturuyorlar. Mumlar yanıyor. Onlar konuşuyorlar. Daha çok General Henrik konuşuyor da diyebiliriz. Sorularının cevaplarını bekliyor Konrad’dan. Roman boyunca bizde aynı beklenti içerisindeyiz. Metin neredeyse bir monolog şekilde. Konrad’ın tek tük cümleleri var. En çok da bu kısmı okuru zorlayabilir. Çünkü general anılarda kayboluyor. Detaylara giriyor. Çünkü hakikatin ayrıntılarda gizli olduguna inanıyor. Okurken generalin cümlelerinin bitiminde çok geriliyorum ve Konrad’ın cevabını görmek için gözüm alt satırlara kayıyor. Ama yok.Kitapta anlatılmak istenen pek çok şey suskunlukla anlatılmış. Öyle ki General “insan hayatta önemli soruları daima bütün hayatıyla cevaplar.” demişti.
Gece uzuyor. Işık artık odayı aydınlatmaya yetmiyor. Mumlar sonuna kadar yanıyor. Biz de bu masada onlarla bu dostlugun eriyip bitişine tanıklık ediyoruz. General, Konrad’ı bir centilmen gibi evden uğurlarken, biliyoruz ki bu ikili bir daha asla görüşmeyecek ve belki de dünyanın farklı yerlerinde ölümün onları alıp götürmelerini bekleyecek.
Benim Márai’ den ikinci okumamdi. Keske tanisma kitabimiz olsaydi diyorum. Yine de okuduğum icin mutluyum. Her okura hitap edecek bir kitap olmayabilir. Ozellikle de temposu yuksek kitaplardan hoslananlar tercih etmeyebilirler. Ancak ben çok sevdim. Romanda ikinci dünya savasinin etkileri hissediliyor. Bir bolumde Konrad in soyledigi cümle beni cok etkilemisti. Vatanin kendisi icin tanimini yapmisti. “Benim vatanımın varlığı sona erdi. Benim vatanim Polonya ve Viyana, Galicya ve Chopin’di. Bunlardan geriye ne kaldi? Hepsini bir arada tutan o gizemli tutkal artik etki etmiyor.Her sey parcalara ayrildi. Benim vatanim bir duyguydu. Bu duygu yara aldi. Iste o zaman cekip gitmek gerekiyor” demisti. Muthis duygu dolu bir cumleydi…