Gizem dolu bir ada ormanda saklı sırlar ve aşkın en karanlık hali.
Merhabalar
Kitabın kapağına baktığımda çok mu korkacağım acaba dedim. Öyle korkutucu yanı yok. Sadece gerilim ve bolca ürperme var. Yani düşünsene odandan dışarı çıkıyorsun bir anda odan kitleniyor ve odana giremiyorsun. Birde uyuyorsun yatağında uyandığında ormanda uyanıyorsun. Birde gündüz bahar havası gibi bir gün gece ise bir anda çok soğuk olan bir yer. Öyle işte. Gizem dolu bu adaya düşseniz ya da yaşasanız ne olurdu. Neyse ben istemezdim. Yeterince derdim var birde garip olaylar ile uğraşamazdım. Yüksek lisans öğrencisi Sydney Denik, geçmişin karmaşasından kaçarken beklenmedik bir ikinci şans yakalamıştı. Ünlü Madrona Vakfında Alzheimer araştırmaları yürüten seçkin bir ekibe katılmak üzere burs kazanmıştır. Bu fırsatı kariyeri için bir dönüm noktasıydı. Fakat bu gözlerden uzak adadaki araştırma merkezi göründüğü gibi değildir. Adaya geldiğinde aşık olduğu psikolog dahil herkes garip davranıyordu. Bir sırları vardı. Bu sırlar nedir? Duvarların ortasında gölgeler geziyor. Ölü hayvanlar canlanıyor, müsül, mantar çok garip bir orman… insanın aklını kaçıyor gibi hissetmesi çok normal geliyor. Belki vakıf canavar belki de içindeki sen. Bilmiyoruz okuyalım öğrenelim. Kitabın sonu beni şaşırttı. Farklı bir şey bekliyordum ama böyle değil. Ürpertici bir okuma oldu. Kitabın sonunda bazı gerçekleri öğreniyoruz ve ister istemez gerçekte de böyle bir durum var mı? Öyle işte. Yazar kitapta da belirtmiş mantarlara ilgi duyduğunu hatta onlarla ilgili kitap ve film önerisi de vermiş. Okuyun derim kitabı Kitapla kalın.