Köprü Kralı merve Merve Akyüz
Selam kitap dostlarım!
Size, kalemini çok sevdiğim ve Yedinci Oğul'u okuduktan sonra kalbimde yeri bambaşka olan sevgili Merve Akyüz’ün Köprü Kralı kitabı ile geldim. Kitabın baskısı ve yan boyaması muhteşemdi, resmen aşık oldum; karakter resimleri de okurken bana çok ilham verdi. Canım yazarım, eline emeğine sağlık; ama bu kitap bana hiç yetmedi, keşke hiç bitmeseydi...
Köprü Kralı’nı bitirdiğimden beri Pars Tuna’nın o karanlık ama bir o kadar da korumacı dünyasından çıkamıyorum. Tek kelimeyle muhteşemdi, enfesti; bayıldım! Hele bazı bölümleri yüreğim ağzımda, nefes nefese okudum. Pars'ı Yedinci Oğul'da az çok tanıdığımı sanmıştım ama durum hiç de öyle değilmiş.
Bazı kitaplar sadece okunur, bazıları ise insanın iliğine kadar işler ya; bu hikaye benim için tam olarak öyleydi. Pars, dışarıdan bakıldığında Asya ve Avrupa kartellerinin tepesinde, herkesin önünde diz çöktüğü, sarsılmaz bir "Kral" gibi görünüyor. O sert kabuğunun ve karanlık odalarda aldığı kararların ardındaki devasa gücün altında aslında ne kadar derin bir sadakat ve sevgi yattığını görmek, onu kalbimde bambaşka bir yere koymamı sağladı. Evet, bazı yerlerde ona kızdım ama elbette haklı sebepleri vardı; yine de ne yapabilirim, ben Miraycıyım!
Özellikle kalesindeki tek varlığı olan babaannesine duyduğu o saf hürmet ve onun için ördüğü koruma kalkanı, bazen kendi mutluluğuna gölge düşürse de çektiği bütün acıya razıydı. Offf, sana da kıyamıyorum canım Pars!
Ve Miray Kuzu... İşinde başarılı bir hemşireyken sevdiği adama iki yılını vermiş; ancak onun ihaneti ve iş yerinde yaşadığı mobbing, onu hiç bilmediği bir dünyanın kapılarını açan bir yola sürükler. Ve Köprü Kralı ile karşılaşması... Miray ile Pars’ın bir otoban kazasıyla başlayan ve babaannesinin hemşiresi olmasıyla devam eden bu tesadüfi karşılaşması aslında kader miydi? Aralarında öyle bir çekim oluyor ki "ilk görüşte aşk" denilen o tehlikeli duygunun girdabına giriyorlar.
Miray bir o kadar naif, sevdiklerini her zaman kendinden önce tutan ve gerekirse bütün acıları yüreğinde göğüsleyen bir kadın. Önce aşk, sonra bir kadının yaşayabileceği en büyük acı ile sınandı. Kitabın birçok yerinde cesareti için onu alnından öpmek istedim, hele o sonlara doğru...
Onur, namıdiğer Marcus! Yedinci Oğul'dan sonra seni bu kitapta tekrar görmek nefesimi kesti. Yine çok asildin; Ahsen’e olan aşkın ve korumacı tavrınla yine kalbimi fethettin. Pars ile olan didişmeleriniz ise beni kahkahalara boğdu. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim: Babaanneyi bu kitapta daha çok sevdim, yüreğime dokundun Sultanım! Torunlarının sana olan sevgisi herkesi kıskandıracak derecedeydi.
Aylin ve Miraç, iki şey demesem içimde kalır; seni çok sevdim Aylin Kitaba renkli kişiliğin ile renk kattın. Miraç, ablasına olan korumacı tavrın güzeldi ama bir yerde fevri tavrına kızmadım desem yalan olur.
Bir de Atlas, yani Vezir; adamım sana hemen kitap gelmeli! Seni kiminle başgöz edeceğiz? Yazar hiç spoi vermemiş. Senin gibi centilmen bir adam, Aylin gibi deli dolu biri ile olursa ortaya çok fena bir kurgu çıkar diyorum ama işte bilemiyorum.
Son olarak Yıldırım; sen ne biçim biriydin öyle? Seni Allah bildiği gibi yapsın, deli ettin beni! Bir de Derin... İçine ne kaçmış bu kızın, tövbe yarabbim! Fazla bir şey yazamıyorum, spoi olacak. Lütfen bu kitabı okuyun ve okutun!
Not :kitapta (+18) sahneler mevcud .