·208 syf.····Okunma: 04 Mayıs 2026 10:31 Mustafa Kutlu ile tanışıklığımız çok eskilere dayanır. Tek solukta okunacak, yalın anlatımlı öykülerini bir kaç kitap arasında, ara sıcak olarak okurdum eskiden. Otuza yakın kitabını okudum. Doğal, samimi bir dille; sıradan Anadolu insanını anlatıyordu. Sonra sonra öykülerindeki değil ama kendisindeki o sıcaklık kayboldu. Yazdıklarının, anlattıklarının aksine bir şeylerin tarafı olmayı seçti kendisi. Üstelik buna saygı duymamızı beklerken de fazlasıyla dışlayıcı ve suçlayıcı bir tavır takındı. Karşı mahalleyi geçtim kendi mahallesinden de büyük bir kesimi öteki olarak görmeyi bir seçim olarak tercih etti yazdığı köşe yazılarından anladığım kadarıyla. Yine kendi deyişiyle “sevmediğimiz insan yoktur, sadece gönlümüze soğuk gelenler vardır.” dedik biz de şahsına. Yıllar oldu ki elime almamıştım bir kitabını. Zeynep büyüdü, şimdi ufak ufak o okuyor eski kitaplarını bir zamandır. Ben de biraz nostalji olsun biraz da eski günleri yad etmiş olayım diyerek başladım “Ezanı Beklerken”e. Fakat ben mi değiştim, artık var olan ön yargım mı ağır bastı yoksa Mustafa Bey mi dönüşümünü tamamlamadı henüz bilemedim. Siyasi ortamın, kültürel ve sosyal değişimimizin arka planda olduğu ama suya sabuna dokunmadan öylece her konunun üstünden geçildiği bir uzun öykü bu. Sıkıntısını yaşadığımız her mevzuya bir cümle kurmuş diyebilirim; o kadar. Bir sürü fikri, tartışmayı, öğüdü de dizmiş arka arkaya; tadımlık olsun diye. Fakat bende uyanan izlenim, söylediği bir çok sosyal mevzuyu da kendi içinde çözememiş gibi bir hali var. İkircikli bir tavır. Eski söylemleriyle durduğu yer çelişiyor, bu çelişkinin de farkına varmış fakat dönüp tavrını değiştirmeyi de kendine kabul ettirememiş gibi bir durum. İçi boş bir “Anadolu irfanı” tavrı… Öyle ortada, ne şiş yansın ne kebap dercesine “ben söyledim siz ne anlarsanız” tavrıyla yazılmış gibi bir öykü. “Var daha söyleyeceklerim ama ortam iyice bir netleşip otursun, sonrasında bakın ben de o zamanlar eleştirmiştim olanları” demek için yazılmış gibi sanki. Ya da dedim ya artık nur topu gibi bir ön yargım var ve o yargıyı epeyce büyütmüşüm Mustafa Bey’e karşı. Keyif verdi mi; ara ara… bütüne bakınca; bizim okuma serüvenimizde bu yolun sonu gelmiş diyebilirim. “Gönlümüze soğuk gelenlerden” kendisi vesselam…