Okulda yapılan bilgi yarışmasını kazanmıştık ve ödül olarak kitaplar hediye edilmişti.
O zamanlar sadece bir kitap gibi görünüyordu. Ama okumaya başladıkça, sayfalar ilerledikçe fark ettim ki bu bir hikâyeden çok daha fazlasıydı. İçimde bir yere dokunuyordu, sessizce ama derinden.
Bazı yerlerinde durup uzun uzun düşünmüştüm. Hatta ağladığımı hatırlıyorum. Bitirdiğimde ise içimde garip bir boşluk kalmıştı; sanki bir şey bitmemiş de yarım kalmış gibi…
Kitap bana sadece bir hikâye anlatmadı, bir hissi bıraktı. Bazı kitaplar vardır ya, okursun ve geçer… Ama bazıları vardır, bitse bile sende kalır. “Böğürtlen Kışı” tam olarak öyle bir kitaptı benim için.