Bertrand Russell.
Dün gece yarısına kadar izlediğim bir röportaj zihnimi ele geçirdi. 1952 yılı, 80’ini aşmış bir bilge adam kamera karşısında. Kendisine soruyorlar: “Daha umutlu bir gelecek için yardımcı olacak olumlu bir felsefe önerebilir misiniz?” Verdiği cevap öyle bir tokat ki, günümüzün en büyük hastalığını 70 yıl öncesinden teşhis etmiş. O adam Bertrand Russell. Nobel Edebiyat Ödüllü filozof, matematikçi ve bildiğin eylem adamı. Şöyle diyor özetle: “Dünyanın en büyük dertlerinden biri, insanların bir şeye ya da birine dogmatik olarak, körü körüne inanma alışkanlığıdır. Mutlak doğrulara sahip olduğumuzu sandığımız an, felaket de o an başlıyor.” Ve şu vurucu reçeteyi sunuyor: Her düşünceye, hatta en sevdiğiniz fikirlere bile şüpheyle yaklaşın. Peki bunu gerçekten yapabiliyor muyuz? Kaçımız en kutsal saydığımız inançlarımızı sorgulayacak cesarete sahibiz? İşte Russell tam da bu cesaretin peşinde bir ömür harcadı. Nükleer silahsızlanma için sokaklara döküldü, savaşa karşı durdu, hapse girdi. Sadece düşünmedi, yaşadı. Bu efsane röportajın tamamını az önce keşfettim ve sizlerle paylaşmazsam olmazdı. 29 dakikalık bu derin sohbeti, Ümid Gurbanov Youtube kanalında harika bir Türkçe altyazıyla izleyebilirsiniz. Söz veriyorum, “Acaba ben neye dogmatik bağlanıyorum?” diye kendinize sormadan duramayacaksınız. Felsefe hayatın içindedir, tozlu raflarda değil. Biraz şüphe, dünyayı kurtarabilir. #bertrandrussell #felsefe #nobel #düşünce #şüphe #bilim #tarih #psikoloji #kitapönerisi #kendinikeşfet #belgesel #röportaj #nükleersilahsızlanma #barış #mantık
1000Kitap
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.