Bazı hikâyeler vardır okurken sadece bir karakteri değil, susmayı öğrenmiş birçok insanı hissedersin.
Ah Funda…
Ailesinde fazlalık görülen bir çocuk,
yurtdışına gelin gidince yalnızlığa terk edilen,
eşi ve yeni ailesiyle hayal kırıklıkları yaşayan bir genç kız…
“Bembeyaz Karanlık”, Funda’nın hayatı üzerinden ilerlese de aslında tek bir kişiye ait değil bu hikâye. Baskının, korkunun ve yalnızlığın insanın içinde nasıl büyüdüğünü, ama buna rağmen umudun tamamen kaybolmadığını gösteriyor.
Sayfalar ilerledikçe fark ediyorsun ki; en derin yaralar çoğu zaman görünmeyenler. Ve insan bazen en çok, anlatamadıklarıyla yoruluyor.
Bu kitap bana şunu hissettirdi:
İnsan her şeye rağmen içinde küçücük de olsa bir ışık taşıyor. Ve o ışık, en karanlık anlarda bile tamamen sönmüyor.
Sen olsan susar mıydın?