Puan vermedi·400 syf.····Okunma: 08 Nisan 2026 07:39 Upton Sinclair ‘in 1906 yılında kaleme aldığı Şikago Mezbahaları bugüne kadar okuduğum en iyi sistem eleştirisiydi.
Yazar , kapitalizmin tüm vahşi doğasını göçmen bir ailenin hikayesi üzerinden bizlere sunuyor. Jurgis ve ailesi daha özgür ve refah yaşayacaklarını düşünerek Litvanya’dan Amerika’ya göç ediyor. Burada hayatta kalabilmek için tüm aile çok sağlıksız ve insan onuruna aykırı koşullarda çalışmak zorunda kalıyor. Daha güzel bir hayat hayalleri zamanla kabusa dönüyor. Ailenin çöküşünü okurken bir yandan da sağlıksız çalışma koşulları , emlak sistemindeki çöküş, insan sağlığının hiçe sayılması, hukukun ve adaletin temel yapı taşlarının yağmalanışı , kamudaki yolsuzluk ve görevi kötüye kullanmalar , kamu düzeni için gerekli olan yasaların kamuyu korumak yerine siyasi erkleri koruması ve çok daha fazlası hikayenin şekillenmesinde rol oynuyor.
Hikayenin sonunda ise daha insani şartlarda yaşamanın mümkün olduğu bunun da sömürü düzenini yıkarak, sınıf bilincini yayarak , işçi sınıfına asıl üreten ve var edenin kendileri olduğu ama üretim araçlarının bir avuç azınlığın elinde olduğu için üç kuruşa mahküm edildiklerinin hatırlatılmasıyla son buluyor. Kahramanımız Jurgis çok heyecanlanıyor tanıştığı bu yeni kavramla. Sonra böyle eşit ve adaletli bir yaşamın gerekli olduğunu bende düşünüyordum ama böyle bir sistem olduğunu bilmiyordum diyor.
Artık biliyor!
Çok etkileyici ve önemli bir roman. Yazar 1906 yılında sistemin insanları nasıl kuşattığını ve hem bedenen hem ruhen nasıl tükettiğini çok derinlikli ve detaylı anlatmış. Bugün yani 2026 yılında çürümüşlüğün hala devam ediyor olması , sistemin insanoğluna farklı araçlarla ama aynı baskıyı hala yapıyor oluşu da çok üzücü.
Yani bitmedi sürüyor aynı kavga !