Puan vermedi·190 syf.····Okunma: 10 Mayıs 2026 23:00 Düşüncelerine çoğu zaman katılmasam da kendince haklı bulduğu davasına olan tutunuşu Nazım’ı ara sıra takdir etme sebeplerimdendir.
Çoğu zaman saçmalar fakat haklı olduğu yerde hakkını savunuşu, gözü pek satırları hoşuma gider. Bu kitabın başlarında da aynen böyle oldu. Davasını sahipleniş tarzıyla ve cesur yergileriyle tanıdığımız Nazım Hikmet şiirlerine tanıdık bir giriş yaptı.
Tabii satırları okurken beni en çok rahatsız eden, durmaksızın aklıma takılan “Bu adam sapık mı?” düşüncesi oldu :D pek efendi diyebileceğimiz bir şahsiyet değil tahmin edersiniz ki
Fakat kitap ilerledikçe ölümle ilgili düşüncelerini daha sık görür oluyoruz, sürgün hayatı ve sonunun yaklaştığına dair karamsar gözlemleri, çevresindeki hanımları anlatmaktan fırsat buldukça, sayfaları süslüyor. Öte yandan bu karamsar bakış açısı bana çok net bir şeyi de hatırlatmış oldu: İman olmayınca merkez yahut rıza-ı ilahi; hayat, dünyaya gelen bir bebeği hastalıklarla, işsizlikle, depresyonla ve kazalarla bağdaşlaştıracak kadar sığlaşıyor, anlamsızlaşıyor, kararıyor .O kadar kararıyor ki gerçek amaç hiçbir çözüm sunulmayan yalnızca bağırtılardan ibaret sosyalizmde aranıyor
Velhasıl
Tek yol islam
Selametle :)