Bir sosyoloji mezunu olarak kitabın içindekiler kısmında Foucault ve Jung adını görmek beni çok heyecanlandırdı. Kendimi eski dostlarımla karşılaşmış gibi hissettim ve büyük bir merakla okumaya başladım.
Başlangıçta ele alınan konulara aşina olduğum için “acaba böyle mi devam edecek?” diye düşündüm. Ama sayfalar ilerledikçe aynı konulara farklı bir bakış açısıyla yaklaşan bir anlatımla karşılaştım. Düşünce yapımız benzer olduğu için Sibel Hanım’la sohbet ediyormuş gibi hissettim.
Dili o kadar akıcıydı ki ve altını çizmek istediğim o kadar güzel cümle vardı ki kalemim elimden düşmedi. Beklemediğim bir diğer şey ise tasavvufa dair içeriklerdi. Bu alanda çok okuma yapmamış biri olarak bu kısımlar beni özellikle etkiledi.
Aslında kitap, farklı alanları aynı noktada buluşturuyor. Foucault’nun teorileri, Jung’ın kavramları ve tasavvuf… Hepsi insan olma halini farklı yönlerden anlatıyor ama aynı yerde kesişiyor. Özellikle bireyleşme kavramı ile benliğin gündelik hayattaki sunumu bir araya getirilerek oldukça sade ve anlaşılır bir şekilde aktarılmış.
205. sayfadan sonra verilen alıştırmalar ise kitabı sadece teorik bir okuma olmaktan çıkarıp pratik bir rehbere dönüştürüyor. YüzleşebilmekSibel Uzun