Gönderi

Az biraz mutluyum. Bunu unutma.
10/10
·384 syf.··
2026 6. kitabı
Kitabın özel baskısını almış olmama rağmen, korkudan yaklaşık 3 senedir erteliyordum. Derslerim için okuma yapmaktan bıktığım bu dönemde, bir de kendim için bir okuma yapmak istedim ve elim ilk bu kitaba gitti. Demek ki artık vakti gelmişti. Baş kahramanımız Aaron Soto. Aaron babası evlerinin küvetinde !ntihar etmiş, kendisi de daha önce !ntihar girişiminde bulunmuş, yerel bir mahallede oldukça fakir bir hayat yaşayan bir genç. Başta, sadece onu ve Genevieve adındaki kız arkadaşını tanıyoruz. Kitabın kuir olduğunu bildiğimden ve yalnızca almak istediğim dönem konusuna göz atmış olduğumdan bu kız arkadaş meselesi kafamı karıştırdı. Fakat Aaron çok geçmeden Thomas ile tanıştığında her şey yerli yerine oturmaya başladı. Aaron'ın Thomas'tan hoşlandıktan sonra itinayla kendini onun da gay olduğuna inandırması; daha doğrusu bu ihtimale tutunması çok üzücüydü. Normalde, evet Thomas da gay olduğunu fark eder, çıkmaya başlarlar falan. Klasik mangalarda, normal romantizmlerde böyle olur. Fakat öyle olmuyor. Aaron'ın babasının, Aaron gay olduğunu ailesine açıkladıktan sonra !ntihar ettiğini öğrenmek büyük şoktu benim için. Aaron'ın annesine aşık oldum, gerçekten. Kraliçe, nokta. Babasına açıkladıktan sonra ise aşağılık adamın davranışlarını geçtim, hapse girip çıkıp sırf homofobisinden ve oğlunu olduğu haliyle sevemeyecek kadar kalpsiz, babalık duygusundan yoksun bir canavar olmasından dolayı evlerinin küvetinde !ntihar etmesi... kendini kys eylemen hepimiz için en hayırlısı oldu aşağılık pislik. Aaron'un Leteo işlemini yaptırdığı için bunları unutması, Thomas'ın babasından bahsederlerken bunu hatırlamadığı için ''babamın !ntihar etmesinin benim suçum olmadığını söyleyecektim...'' diyecek olması sahnesi sonradan anlamlanınca ekstra üzücü oldu benim için. Evet, hala o herifin intihar etmesi Aaron'ın ''suçu'' değildi -çünkü kendin olmak suç değildir- ama böyle hissetmesi çok doğal bir sonuçtu -çünkü aşağılık adam tam olarak bunu istiyordu- ama çok üzücüydü. Aaaron'ın mahalledeki homofobik beyinsiz ''arkadaşları'' yüzünden uğradığı, onu nerdeyse 0ldürecek olan zorbalık, işkence beni o kadar sinirlendirdi ki anlatamam. Yazarın bu noktada, küçük ve kapalı bir mahallede kendin olmanın ne kadar zor olduğunu, homofobinin merkezinin büyük kentlerden ziyade esas taşranın problemi olduğunu çok iyi anlattığını düşünüyorum. Collin garip bir karakterdi fakat onu da anladım, empati kurdum. Hatalıydı fakat anlaşılırdı... Hiçbir şeyden şüphelenmemiştim. Gerçekten. Yazar o kadar iyi yedirmiş ki hikayeye. Sadece, oldukça fakir bir yaşam süren Aaron'ın bir bakıcıya (Evangeline) sahip olması garip gelmişti ama o bakıcının Leteo doktoru olacağını asla aklımdan geçirmezdim. Leteo işleminden sonra amnezi yaşayan Aaron'ı okumak beni o kadar ağlattı ki herhalde yarım rulo peçete bitirdim. En çok da, ek sayfalarda okuduğumuz Thomas'ın anlattığı anılar üzdü beni. Aaron'ın onu öpmeye çalışması, Thomas'ın onu reddetmesi yüzünden sinirlenip ağlaması, Thomas'ın da onun bunu unutmasını beklemesi ve unuttuktan sonra ona yalan söylemek zorunda kalması... Aaron'ın sinirlendiği şeyi hatırlayana kadar konuşmayacağını söylemesi, birkaç dakika sonra bunu unutup konuşmaya başlaması... Allah'ımmmmm çok çok çok üzüldüm. Neyse ki ''daha mutlu son''da güzel vampir dişli Jordan ile tanıştık :)) Mutlu olun yavrularım. Çok mutlu olun. Not: Kurgu, karakterler her şey çok güzeldi. Sadece Thomas ve Gen'in sevgili olması beni çok sinirlendirdiği için 1 puan kıracaktım fakat bu kitap için öne çıkan olumsuz homofobik yorumlara inat kırmadım. Kıyıda köşede ağlayabilirsiniz.
Az Biraz MutluAdam Silvera · Pegasus Yayınları · 2022510 okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.