Puan vermedi·910 syf.····Okunma: 06 Mayıs 2026 03:55 Cervantes üvey oğlunu önsözde bizlerle konuşarak istediğimiz gibi eleştirebileceğimizi yazdığı için çok daha rahat olacağım. Ancak olumsuz bir eleştirim de yok :)) okurken çok keyif aldığım, yer yer kahkaha attığım, bazen de " off ama bi karışma artık Don Kişot " dediğim yerler oldu ama çok keyifli bir kitap pardon evlattı :)))
Kitaba gelirsek :))) Yüzlerce şövalyelik kitabı okuyan ve kendini gezgin şövalye ilan eden Don Quijote...
Gördüğü her şeyi büyük bir kolaylıkla, çılgınca şövalyeliklerine ve hayallerine hızlıca uyarlıyor ve inanıyordu. İnandığı hayalleri yüzünden ,kendince doğru olduğuna ve adaleti sağladığını düşündüğü, ama gerçekte öyle olmayan yanlış kararlar verdiği çok fazla durum oluşuyordu.
Kendine göre adaleti sağladığını düşünen çılgın şövalye, ortalığı çokça karıştıyor ve silahtarının da kendisinin de başını sıkça belaya sokuyordu :))) Silahtarının yani Sancho'nun yalvarlamalarına rağmen onu dinlemiyor, şövalyelerin böyle yapması gerektiğini, kendisi istemezse tek başına gidip savaşacağını söylüyor Sancho'yu zorla peşinden sürüklüyordu. Zavallı adamın başına cesur şövalyemiz yüzünden gelmeyen kalmamıştır kitap boyunca:)
Cervantes öyle bir ustalıkla yazmış ki "kitap içinde kitap" okuyor gibi hissettiğim de oldu. Don Kişot’un o absürt, komik ve dış dünyada geçen macerasından bir anda çıkıp; daha ağır, trajik ve tamamen psikolojik bir "ihanet ve sadakat" dramasının içine düşüyoruz. Bu da kitabın maceralarına küçük bir mola vermiş gibi hissettiriyor..
Sayfalar ilerledikçe bazen kendi hayatından kesitleri de hikayeleştirerek bizlere sunmuş. Bir dönem esir düştüğü bu esarette de hikayeleştirerek gerçekte nasıl hissettiyse aslında bize de o şekilde nakletmiş.
Kitabın ikinci cildiye tüm heyecanımla başladım. Fakat ilk sayfalarda öğrendiğim bazı şeyler oldu. Don Quijote'nin ilk cildi basıldıktan sonra 1614 yılında Alonso Fernández de Avellaneda takma adını kullanan bir yazar, "Don Kişot'un ikinci cildini ben yazdım" diyerek sahte bir devam kitabı yayınlıyor. Adam resmen Cervantes'in karakterlerine, emeğine ve yarattığı kurgusal dünyaya çöküyor! Bu adamın gerçekte kim olduğu edebiyat dünyasında hala tam bir muammadır, kimse gerçekte kim olduğunu net olarak bulamadı.
Gelelim Cervantes'in efsane intikamına: Cervantes bunu duyunca tabii ki küplere biniyor. O sinirle ve hırsla hemen masaya oturup kendi gerçek ikinci cildini hızla tamamlıyor ve yayınlıyor.
İşin en komik ve edebi anlamda en dahiyane tarafı da; Cervantes o kadar sinirleniyor ki, ikinci cildin içinde bu sahte yazara bol bol laf sokuyor. Kendi karakterleri olan Don Kişot ve Sancho Panza, kitabın ilerleyen bölümlerinde o "sahte kitabı" duyup eleştiriyorlar, "bizi yalan yanlış anlatmışlar, o biz değiliz" diyerek isyan ediyorlar. Hatta Cervantes, sırf o sahtekar yazarın uyduruk kitabında Don Kişot'un rotası Zaragoza şehrine gidiyor diye, sırf inat edip kendi gerçek hikayesinde şövalyemizin rotasını aniden değiştirip Barselona'ya çeviriyor. Yani adam kurgunun içinde kurgu yaratıp, intihalciyi kendi karakterlerinin eliyle dövüyor resmen. İlk ciltten çok daha zekice tasarlanmış, bol göndermeli ikinci cilt olmuş.
Edebi açıdan bakınca Miguel de Cervantes gerçekten çok güçlü bir yapı kurmuş; anlatı tekniği, hiciv ve dönemine göre yenilikçiliğiyle büyük bir eser. Ama okur deneyimi tarafında aynı şeyi söylemek zor. Özellikle tempo düşüşleri, uzun yan hikâyeler ve zaman zaman dağınık yapı okuma akışını zorlayabiliyor. Bu yüzden benim için “edebi olarak çok büyük ama okurken yer yer yorucu” bir kitap oldu.