·576 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Mayıs 2026 02:34 Köprü Kralı
Konusu: Önce annesini, daha sonra da babasını kaybeden Miray, ailesinin emaneti olan erkek kardeşi ve en yakın arkadaşıyla zorlayıcı bir hayat sürmektedir. Hemşire olan ve yüksek lisans yapan Miray, bir gün hastane yönetiminin emrivakisiyle Alzheimer hastası olan yaşlı bir kadının bakımını üstlenmek zorunda kalır. Malikaneye taşındığında hastasının torunu Pars Tuna’yla aralarındaki çekime karşı koyamaz.
Yorum: (SPOİLER İÇERİR)
Öncelikle kitap beklentilerimi karşılamadı maalesef. Tek kitaplık bir seri olmak yerine iki kitaplık bir seri olsaydı çok daha güzel olurdu çünkü tek kitap olması nedeniyle neredeyse kitapta geçen tüm duyguları yaşamak, hissetmek yerine dokunup geçtik sanki. Her şey çok hızlı gelişti. Evet, kitabın konusu ilk görüşte aşk ama ben aralarındaki o patron-çalışan ilişkisini, birbirlerine hissettikleri hoşlantının aşka dönüştüğü evreyi, gelişimi, kıskançlıkları okumak isterdim.
Kitapta beni rahatsız eden bir diğer şey de Miray’ın Aylin için sürekli “erkek gibi, erkeksi” kelimelerini çok kullanması rahatsız olduğum bir nokta oldu. Kitabın içinde olsaydım Miray’ın ağzına bir tane çakardım açıkçası. Pars’ın babaannesine olan tutumu çok hoşuma gitti. Miray’ın Pars’ı her koşulda kabul etmesi de güzeldi çünkü çoğu mafya kitaplarında kadın karakter, erkek karakterle sevgili olduktan sonra onun birine bir şey yaptığını gördüğünde “Aman Allah’ım, sen çok kötüsün” triplerine giriyorlar ama Miray hiç öyle birisi olmadı ve bu hoşuma gitti.
Birbirlerine aşık olmaları, evlenmeleri çok hızlı oldu. Bu yüzden iki kitap olmasını istiyorum dedim zaten yukarıda. Ben duyguları doya doya yaşamak isteyen biriyim ama bu kitapta her şey çok hızlı oluyor. Miray’ın Pars yüzünden bebeğini kaybetmesi ve buna rağmen Pars’ı affetmesi bana göre aşk değil, hastalıklı bir duyguydu. O çocuğu doğurmak istemesiydi belki bu olayı normal karşılayabilirdim ama Miray bilerek, isteyerek hamile kaldı ve bebeğini çok seviyor ve istiyordu. Pars’ın baba acısı neredeyse hiç geçmedi. Adam bebeğini kaybettiğini unuttu resmen bir süre sonra. Miray’ın Derin’le olan hesaplaşmasını da okumayı çok isterdim ama maalesef birçok sahne gibi bu da atlanmıştı kitapta.
Kitabın sonlarına doğru bir çocukları daha oldu ki bence Miray asla bunu yapmamalıydı. Annelik duygusu, bebeğini kaybedişi o kadar geçiştirildi ki sonlara doğru Miray’dan soğudum açıkçası. İkinci çocuklarıyla olan tek bir anları dahi geçmedi kitapta. Yani hiç olmazsa bunu okusaydık. Yazım ve mantık hatalarına birçok kere rastladım maalesef. Bence Guardian Yayınları editörlerini değiştirmeli. Son olarak, yazarın yazım dili akıcı ve sadeydi; gerçeği söylemek gerekirse, Köprü Kralı bayıldığım bir kitap olmadı. Yazara bir şans daha vermeyi düşünüyorum.
Özetle: Kurgusu tek kitaba sığamayacak kadar olaylı olan kitabı tek kitaba sığdırarak bütün duygular geçiştirilmiş. Bu yüzden de maalesef Pars ve Miray’la diğer karakterlerde kurduğum bağı kuramadım.