Circus için başlamış olduğum bir seriydi ancak bu kitabı okuduktan ve sonraki kitaplar hakkında yapılan bazı yorumlardan sonra yazarın asıl amacının Lina ve Aral'ın aşkını yazmak olduğunu, Circus ve diğer şeylerin de sadece bir araç olduğunu düşünmeye başladım.
Lina'yı da Aral'ı da sevmiyorum. Özellikle de Aral'ı. Pek çok kişinin aksine "bebeği gibi seven erkekler" benim hoşuma gitmiyor. Lina bir yetişkin ancak Aral'ın ona sanki üç yaşında bir bebekmiş gibi davranması aşırı sinirlerimi bozuyor.
Bu kitapta Circus hakkında güzel bilgiler edindik, bu bilgileri ben zaten bilmiyor olsaydım muhtemelen şaşırırdım ve kitap çok daha fazla hoşuma giderdi ancak zaten olacakları bildiğim için dümdüz okudum sadece.
Kurgu her ne kadar güzel olsa da gereksiz derecede yavaş ilerliyor. Bunun en büyük iki sebebi de Lina'nın sürekli olarak kendini tekrar eden düşünceleri ve Lina ile Aral arasındaki sahneler. Her bir olaydan sonra milyonuncu kere boş bir köşeye çekilip birbirlerine "İyi misin?" diye sormalarından, sonrasında birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini söylemelerinden ve birbirlerini gazlamalarından sıkıldım. İlk kitaptan beri aynı tantana.
Şahin, Mehmet Ali ve Kürşat karakterlerini seviyorum. Ekin'i çok seviyorum. Onu daha fazla okumak istiyorum, Circus'u daha ayrıntılı görmek istiyorum ama bunu için Lina ve Aral'a daha fazla katlanmak istemiyorum.
Bu durumda seriye devam etmek benim açımdan pek mantıklı değil. Belki ileriki bir zamanda devam etmeye karar verebilirim ancak şu an için yarım bırakmaya karar verdim.
Yine aslında çok güzel ve çok fazla potansiyeli olan ancak iki karakterin aşkı uğruna harcanmış bir kurgu.
İncelemeyi aslında burada bitirecektim ancak yazarın kaleminden de bahsetmek istiyorum. Kötü bir kalemi yok ancak öyle wow bir tarafı da yok. Ergence konuşmalardan ve sosyal medya dilinden uzak durarak dümdüz yazıyor sadece. Ancak karakterlerin zaman zaman kullandığı "evveliyatını sikerim" tarzı küfürler aşırı derece bozuyor bu anlatımı. Tamam, küfür edebilirler elbette ancak böyle etmesinler. Konuşma tarzlarına ve anlatıma aşırı ters duruyor çünkü. Bunun yanında kitapta yoğun bir "zira" kelimesi kullanımı var. "Zira" kelimesinin anlamı "çünkü, şundan dolayı"dır (TDK sözlüğünde de Dil Derneği sözlüğünde de böyle) ancak yazar ne zaman isterse o zaman kullanmış gibi bir durum var. Bununla ilgili kitaptan örnekler de vereceğim:
Sayfa 180: Hatırlıyordum o anı. Hatırladığım ilk an oydu zira.
Sayfa 214: Diğerleri de sütten çıkmış ak kaşık değildi ama babam bir süre Ares'e eğitmenlik yaptığını ve takıntılı bir psikopat olduğunu belirtmişti. Zira öldürme yönteminin şeytanlığı bile tüylerimi ürpertmişti.
Sayfa 249: Başım ve gözlerim ağrıyordu. Zira bu yüzden uyanmıştım.
Sayfa 308: Yakalanma durumumda en kötü ihtimalle Aral babasından ricacı olurdu. Zira bu hep bir ihtimal oluyordu zaten. Başarma ihtimalim de vardı.
Sayfa 309: Kaşları çatıldı bu planıma. "Aral kabul etmez," dedi net bir sesle. Bunun ben de farkındaydım zira.
Sayfa 312: Acı çektiğine ya da hissettiğine dair tepki vermiyor. Zira sebebini tahmin edebiliyorum.
Sayfa 324: Kaşları çatıldı hafiften Aral'ın. Düşünmesine izin verdim. Zira çok uzun sürmedi.
Yeterli sayıda örnek olmuştur diye düşünüyorum. Bu kitap, yazarın yayımlanmış altıncı kitabı. Editörü ve son okumasını yapan biri de var. Kusura bakmayın ancak bu üç kişinin de "zira" kelimesinin anlamını bilmemesi aşırı komik. Tabii bundan daha komik olan bir şey de var. Yazarın en yeni kurgusu olan İçimizde Büyüttüğümüz Şeytanlar'ın ilk bölümünü ilk yayımlandığı zamanlarda okumuştum ve doğru hatırlıyorsam "zira" kelimesini o bölümde de yanlış kullanmıştı.