Mary -Frances O’ Connor/ Yas Tutan Beyin ‘
Mary-Frances O’Connor, yas (kayıp ve ölüm sonrası yaşanan süreç) üzerine çalışan Amerikalı bir nörobilimci ve psikologdur.
Uzmanlık alanı: yas, bağlanma ve beyin, Uzun yıllar sevilen birini kaybeden insanların beyin tepkilerini incelemiştir
En bilindik eseri Yas Tutan Beyin
Kitap, sevilen birinin ve ya yakın birinin ölümü ayrılığı gibi bir durumda neden yaşadığımız bu süreçlerin bu kadar bizi etkilediğini ve sarstığını “kalp kırıklığı” durumundan çıkarıp doğrudan sinir sistemi ve öğrenme süreçleri ile açıklar
Yas, aslında beynin “alıştığı bir bağın artık yok olduğu ve bu yok oluş sürecini kabullenmeyi öğrenmeye çalışmasıdır.
Yani kayıp sadece duygusal değil, aynı zamanda nörolojik bir uyumsuzluk krizidir.
Yas tepkileri evrenseldir ,
Özlem
Acı çekme
Gibi evrensel tepkileri vardır
Freud un bu fikirlerin temelini atmıştır ve şunu ifade eder
“libidonun (duygusal yatırımın) o nesneden geri çekilme sürecidir. Burada libido duygusal bağ enerjisi anlamına gelir
Freuda göre
Yas normal bir süreçtir
Kişi kaybın farkındadır
* Üzüntü, içe çekilme, isteksizlik görülür
* Ama benlik zarar görmez
* Zamanla kişi kaybı kabullenir( yani bu durumla yaşamayı öğrenir )
Yine freud çılıyor karşımıza , freudun tezini çürüten bir yaklaşımı vardır
Freuda göre Yas süreci şöyle ilerler:
1. Kayıp gerçekleşir
2. Kişi kaybı zihinsel olarak tekrar tekrar işler
3. Her hatıra, her bağ tek tek çözülür
4. Libido yavaş yavaş geri çekilir
5. Kişi yeni bağlara yönelmeye hazır hale gelir
Vel hasıl Yasın mutlaka “bağ koparma” olması gerektiğini savunur
* Kültürel ve sosyal boyutu ihmal eder
* Süreci fazla bireysel ve içsel görür
→ Oysa modern teoriler, bağın farklı biçimde sürdüğünü söyler
⸻
Mary-Frances O’Connor şunu söyler:
* Bağ tamamen kopmaz
* Beyin, kaybı yeniden öğrenir
Yas, “bağ çözülmesi” değil, bağın dönüşmesidir
Kitabı eleştirme gelince
Ya biz çok şey biliyoruz ya da kitaptan insanı şaşırtacak böyle bir şey de varmış dedirtecek bir şey yok
Sürekli tekrara düşmüş sanki aynı şeyi farklı yol ve yöntemlerle açıklıyor gibi
Aptala anlatır gibi…
Altını Çizdiğim yerler oldukça fazla bunun nedeni babamı kaybettikten sonra kendi yaşadıklarımı kitapta görmemden kaynaklı ve şunu düşündürdü demek ki insanın sevdikleri ölünce bunlar yaşanıyormuş, yazanın kendine dair deneyimlerini okudukça farklı kültür ve medeniyetlerden olmamıza rağmen ne kadar birbirimize benzediğimizi ve yaşın gerçekten de evrensel boyutta bir şey olduğunu kavradım yalnız olmadığımı hissettirdi mesleki açıdan değil ama bireysel olarak kazança çıktığım bir kitap
Aslında kitabın başından beri vermek istediğim mesaj yasın öğrenmenin kolay bir öğrenme olmadığını anlatmak
Ve şöyle ifade ediyor artık yaş tutmanın bir öğrenme süreci olduğunu biliyorsunuz eski alışkanlıklarımız otomatikman sevdiklerimizle bağlantılı olduğu için akut yas alışkanlıklarla öğrenmeyi gerektirir
Bana göre yas kuramları içinde en mantıklı olanıdır