Selam kitap dostlarım! Bugün size uzun zamandır okuduğum en sarsıcı, en "yok artık" dedirten psikolojik gerilimlerden biriyle geldim: Karanlıktaki Kıvılcım. ️
Hikaye, Chloe Davis adında bir psikoloğun etrafında dönüyor. Ancak Chloe’nin bildiğimiz uzmanlardan bir farkı var: O, bir seri katilin kızı. Henüz 12 yaşındayken babasının 6 genç kızın katili olarak hapse girişine tanıklık etmiş.
Aradan 20 yıl geçer... Chloe tam hayatını yoluna koymuş, evlenmek üzereyken kasabada kızlar yeniden kaybolmaya başlar. Üstelik cinayetler, babasının imzasıyla korkutucu derecede benzer!
Geçmiş tekerrür mü ediyor?
Babasının yıllardır saklanan bir suç ortağı mı vardı?
Yoksa Chloe’nin travmaları ve kullandığı ilaçlar ona oyun mu oynuyor?
David, Cooper, Aaron... Kitaptaki her karakter o kadar derinlikli işlenmiş ki, okurken "Katil kesin bu!" dediğim herkes için beş sayfa sonra fikir değiştirdim.
Chloe’nin travma sonrası stres bozukluğu ve "güvenilmez anlatıcı" oluşu, sizi sürekli bir şüphe denizinde yüzdürüyor.
Kitabın sadece "katil kim" sorusuna odaklanmıyor oluşu ,bir katilin kızı olmanın ağırlığını iliklerinize kadar hissettiriyor.
Başlarda sakin ilerlese de orta kısımdan itibaren tempo öyle bir artıyor ki, elinizden bırakamayacaksınız.
Ve o final... "Tamam, bitti" dediğiniz anda eklenen yeni katmanlar sizi şaşkına çevirecek!
Gönül rahatlığıyla ve hatta ısrarla tavsiye edeceğim bir kitap oldu "Karanlıktaki Kıvılcım"