Stella, hayatının en mutlu günü olması gereken anda nişanlısı tarafından yüzüstü bırakılınca toparlanmak için kuzeninin bekârlığa veda partisine katılmak üzere Vegas’ın yolunu tutar. Eğlenip kafasını dağıtmayı planladığı gece ise onu hiç beklemediği birine çıkarıyor: Formula 1 dünyasının olaylı ve herkesin konuştuğu ismi Thomas Maxwell. Thomas da aynı organizasyon için Vegas’ta bulunuyor ve yolları bir gecede kesişiyor. Birkaç içki, bolca çekim ve anlık bir delilik derken sabah uyandıklarında kendilerini evli halde buluyorlar. Ancak bu yalnızca “Vegas hatası” olarak kalmıyor çünkü ikisinin de hayatı bu skandaldan etkilenebilecek durumda ve çözüm olarak da bu evliliği bir süre daha sürdürmeye karar verirler.
Kitabın özellikle ilk bölümlerini aşırı sevdim. İlk kitaptaki o flört dönemlerini ne kadar sevdiysen burada da aynı hissi aldım. Özellikle Vegas bölümleri inanılmaz iyiydi. Zaten içinde sahte evlilik olunca sevmemem mümkün değildi. Sahte başlayan ilişkileri, kameralar önünde oynanan mutlu çift rolleri, inkâr edilen hisleri ve giderek kontrolden çıkan çekimleri okumak çok keyifliydi. Thomas’ın sakin ve nazik tavırlarının altında sakladığı tutkulu tarafı, Stella’nın ise kırılmış kalbini korumaya çalışırken yavaş yavaş yeniden güvenmeyi öğrenmesi kitabın en güçlü kısmıydı bence. Thomas, bütün yeşil bayraklar sana! Sadece ilişkilerini tam anlamıyla kabullenmelerinin son sayfalara kalması biraz canımı sıktı. O hâllerini biraz daha fazla okumayı isterdim. Eski nişanlısıyla olan sahnelerde ayrıca sinir oldum… Özellikle son kısımlarda. Ama bir yandan da olması gereken buydu çünkü Stella’nın gerçekten o defteri kapatmaya ihtiyacı vardı. Böylece aklımda hiçbir soru işareti kalmadı. Genel olarak aşırı akıcı, keyifli ve romantik bir hikâyeydi. Tasarımına da ayrıca bayıldım.