Bazı kitapları okursun, bazılarıysa sana bir şey hissettirir. Bal Sokağında Gül Sarnıçları benim için ikinci tarafta kaldı.
Okurken sürekli “ne anlatıyor?”dan çok “neden bu kadar tanıdık geliyor?” diye düşündüm. Sanki biri gece sessizliğinde içindekileri yavaş yavaş döküyormuş gibiydi.
Bazı dizelerin altını çizmek istedim, bazı sayfalarda ise sadece durup düşündüm. Özellikle “Kuyu”, “Memleket” ve “Bala Çalan Hengâmeden Yâre Ağıtlar” şiirleri bende ayrı bir his bıraktı.
Şiirler samimiyetini hiç kaybetmiyor. Bu yüzden okurken bir şiir kitabından çok, birinin iç dünyasına denk gelmişim gibi hissettim.
Benim için bitince rafa kaldırılacak değil, ara ara tekrar açılıp birkaç sayfa okunacak bir kitap oldu.