#kitapyorumu
Açelya Hanedanlığı’nın tahtı için beş prens arasında büyük bir mücadele başlıyor. Her prensin farklı bir gücü ve farklı bir karakteri var. Maro yetenekleriyle öne çıkarken, Terren acımasız tavırlarıyla dikkat çekiyor. Isan ise bolluk ve bereketin temsilcisi olarak görülüyor. Küçük prensler Kiran ve Ruyi de taht yarışının dışında kalmıyor. Bu karmaşanın ortasında ise sıradan bir köylü kızının yolu sarayla kesişiyor.
Şair İmparatoriçe’ye başlamadan önce arka kapağını okumuştum ama yine de hayal kırıklığı yaşamamak adına beklentimi çok yüksek tutmadım. Bu türde çok fazla okuma yapmayan biri olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki kitabın başlarında biraz sabredebilirseniz yazarın oluşturduğu evrene kolayca adapte olabiliyorsunuz. Sonrasında ise hikaye akıp gidiyor.
Açelya Hanedanlığı’nda taht sırası yaklaşırken prensler arasındaki gerilim giderek büyüyor ve herkes kendi tarafını seçmeye başlıyor. Karakterlerin birbirinden oldukça farklı olması hikayeyi daha ilgi çekici hale getirmişti. Ana karakterin zamanla yaşadığı değişim ve saray hayatına alışmaya çalışması da güzel işlenmişti. Fantastik detaylar ve entrikalar bir araya gelince ortaya akıcı ve merak uyandıran bir hikaye çıkmış.
Saray entrikaları, karakterler arasındaki güven sorunları ve güç mücadelesi hikayeyi sürekli hareketli tutuyor. Ayrıca karakterlerin hiçbiri tamamen iyi ya da tamamen kötü gibi yazılmamış. Bu da olayları daha gerçek hissettiriyor. Saray ortamı detaylı anlatıldığı için okurken atmosferi kolayca hissedebiliyorsunuz. Özellikle güçlü kadın karakterleri ve saray içindeki mücadeleleri okumayı sevenler için sürükleyici bir kitap olduğunu düşünüyorum.
@storygoose
@athicabooks
Semra
#engelsizokurlaokuyoruz
#şairimparatoriçe
Semra tavsiyesiyle