·536 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Mayıs 2026 21:08 اَلْحَمْدُ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى اٰلِهِ وَاَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ
salavatın en güzeli ve en faziletlisi âlemlerin incisi, iki cihanın güneşi, öncekilerin ve sonrakilerin efendisi, gözlerin nuru, kalplerin devası habibullah, nebiyullah, rahmeten lil alemin Muhammed Mustafa -sallallâhu aleyhi vesellem- üzerine olsun.
bu aciz kalemden kurulup yazılacak hiçbir söz O’nun zat-ı pâkini hakkıyla medhe, tavsife ve tahlile güç yetiremez. her sözüm eksik her cümlem yarım kalacaktır. gönüllerimiz ve boyunlarımız O’nun huzurunda eğildiği, seslerimizin kısıldığı gibi kalemimiz de bu noktada aciz ve boynu büküktür. elhamdulillah ki Allah, kullarından bazılarına ilham ettiği kitapları, şiirleri ve sözleri bizlere birer teselli olarak ikram etmiştir. bu nimetlerden biri zannımca ki -Allahualem- bu iki ciltlik kitaptır. okuma grubumuzla beraber yaklaşık sekiz aydır Resûlullah’ın nurlu ikliminde, saadetin en yüce olduğu o zamanı okuduk. kutlu davanın tüm merhalelerine sanki gözlerimizin önünde bir sinema perdesi kurulmuşçasına veyahut bin dört yüz sene evveline giderek bizatihi görür gibicisine tanık olduk. Resûlullah’a, ashaba, islâm’a muhabbetimiz ziyadeleştikçe onlarla beraber her hüzün hüznümüz her tebessüm tebessümümüz oldu. o kutlu zamandan gelen saadet ve nurun aksi, ahir zaman sebebiyle bunalmış ve harab olmuş göğüslerimizi mamur eyledi. her satırını susuzluğun ve yorgunluğun son haddindeyken hasretle arayıp da en sonunda kavuştuğumuz bir ab-ı hayatı içercesine içtik. O’nunla, hayatıyla, davasıyla meşgul olmak hayatımızın bereketi olarak tecelli etti. Osman Nuri hocamızın göğsünde kaynayıp satırlara taşan muhabbetin aksi zanneylediğimiz bu kitabı O’nu tanımak, O’nu tanımakla hayatını revnaklandırmak, bereketlendirmek, latif ve nazenin bir hâle büründürmek isteyen herkes için ilk tavsiyemdir.
denilir ki, bir adam hamama gider. hamamcı, adama kilden yapılmış bir sabun verir. adam kili vücûduna sürünce etrafa hoş bir koku yayılır. hayret içerisinde kil ile konuşur.
“sen, misk misin, amber misin? bu kokun nereden gelmektedir?”
kil dile gelir ve şöyle cevaplar:
“ben ne miskim ne de amber, alelâde bir toprağım fakat benim ömrüm bir gül fidanının altında geçti. o sabah şebnemlerinde gülden damlayanlarla ben hamur oldum. bu koku o güldendir, benden değildir.”
inşaallah bizler de Resûlullah(sav)’ın mübarek hayatıyla meşgûl olup onun şekli, rengi ve kokusu ile boyananlardan, dünyada ve ukbada yanında yöresinde olmakla ilahi feyz ve rahmete muhatap olanlardan oluruz.
dahilek ya Resûlallah
şefaat ya Resûlullah…