#şairimparatoriçe
"Büyüklük hayal ettiğimi sanmayın. Başka bir dönemde, başka bir yerde, başka bir hayatta yeniden doğmak istediğimi sanmayın. Sadece bu hayattaki çiçeklere hayran olmak istiyorum."
🪭 Merhaba kitap severler bugün size Semra 'un tavsiyesi üzerine okuduğum, iyi veya kötünün değil de gri karakterlerin ön planda olduğu fantastik bir epik kurgusu ile geldim.
Kitabımız hanedan erkeklerinin taşıdığı büyü güçlerini nesilden nesile aktararak ülkelerini yönetildiği bir yerde geçiyor. Sadece imparatorluk için bile ne savaşlar verilirken işin içine büyü ve kutsal taç girince, prensler daha küçük yaştan düşman olmayı öğrenmek zorununda kalıyorlar.
Bir yanda sarayında ihtişamı, sonsuz yemek çeşitleri ve zehirli bir güç diğer yanda yoksulluk, açlık, küçük yaşta ölümler. Tüm ikilemlerin arasında dönemin İmparatoru Muhza 5 prensin arasından Dao mührüne sahip, ölümsüz olarak bilinen ve acımasız olan 2. oğlunu varis ilan ediyor. Yıllarını tahta uygun birisi olmak için arayan 1. oğul Maro ve ittifakları bu kararı sorgularken bir yandan da durumu değiştirmek için planlar yapmaya başlıyor.
Varis ilan edilen Terren her varisin 30 cariyesi olmak zorununda olduğu içn cariye seçimlerine katılıyor ve onca soylu kadın arasında kendisine evleneceği kişi olarak kimsenin beklemediği köylü, çelimsiz bir kız olan Wei 'yi seçiyor.
Terren sanırım Wei kadar kızamayacağım birisi çocukluğunu aşamıyorum, onu anlıyorum ama Wei 'ye de kararları için kızmıyorum.
Wei, Terren ile nişanlandıktan sonra herkes gibi onun acımasız yüzüyle ilk günden tanışmak zorununda kaldı. Ancak kardeşi ve köyüden ondan umutla bir yardım bekleyenler için tüm entrikalara, ihanetlere dayanmaya çalıştı. Yasak olmasına rağmen yazı yazmayı öğrendi. Ve Terren'i öldürebilecek tek büyü olan şiirini yazmak için Terren'ın geçmişini araştırmaya basladı, onu tanımaya ölüm şiiri için çalıştıkça anlatılandan daha farklı bir Terren ile karşılaştı.
Prensin imparator olabilmesi için ejderhayı evcilleştirmesi ve ondan tacı alması gerekiyor bu esnada hiç bir büyüsü onu koruyamayacağı için ölümsüzlüğünü sağlayan kalkanı da etrafında olmayacak. Wei, ölüm büyüsünün işe yaramasını istiyorsa taç arenasına kadar şiirini tamamlamalıydı.
️ Sizce Wei şiirini tamamlayıp Terren'i öldürebilecek mi? Tahta Terrin mi geçecek yoksa Maro mu? Ya da bambaşka birisi mi?
Kitap gerçekten sürprizlerle doluydu. Gücün sarhoş edici zehri, intikam arzusu, yalnızlık ve korkular okurken aşırı hissediliyordu. Büyülerin şiirle yazılması, Wei'nin hiç olarak görülürken kendisinin bile beklemeyeceği kadar güçlenmesi.. Verilen kararlar o kadar insancıldı ki sonu hiç beklemediğim şekilde bitti ancak olabilecek en iyi son olabilirdi.
Her şeye rağmen bir yanım küçük Maro ve Terren için yaz tutacak aynı şekilde masum olmalarına rağmen acımasız veya adaletsiz şekilde ölenler içinde.
#engelsizokurlaokuyoruz