İtiraf etmeliyim ki bu kitaba biraz önyargılı başladım. Çok popüler olan şeyler bende hep biraz önyargı oluşturur. Ama gerçekten çok güzeldi.
Kitabı okumaya başladığımda yazım hatası var sandım. Sonra bunun bilinçli yapıldığını öğrendim; Charlie’nin dil gelişimini bize bizzat hissettirmek için… Ve bence bu detay kitabı daha da etkileyici yapıyor.
Öğrenme güçlüğü çeken — ya da tam olarak hangi teşhis konuluyor bilmiyorum — birinin “akıllı olmayı istemesini” anlatan çok dokunaklı bir hikâye. Okurken şunu düşündüm: Aslında hayatımızın her döneminde biraz Charlie’yiz.
Kitapta beni en çok etkileyen bölümlerden biri, Charlie’nin geçmişi hatırlamaya başlamasıydı. İnsanların ona güldüğünü, onu kullandığını ve onunla alay ettiğini sonradan fark edip öfkelenmesi… Aslında biz de bunu yaşamıyor muyuz? Bazı davranışların bize zarar vermek için yapıldığını çok sonradan anlıyoruz.
Çok spoiler vermek istemiyorum ama hem Charlie hem Algernon kalbimde bir yerlere dokundu.
Ve dedim ki: “Hızla gelen, hızlı gider...”