Gönderi

9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 20:20
Nesimi Yetik’in Ben ve Gulyabani İlk bakışta sakin ve gündelik hayatın içinden görünen ama satır aralarında insanın içine işleyen bir öykü kitabı olmuş bence. 2025 Sevim Burak Öykü Ödülü’nü alması da boşuna değil; çünkü kitapta sıradan insanların hayatları öyle doğal ama bir o kadar da derin anlatılıyor ki, okurken sanki bir hikâye okumaktan çok birinin hayatına kısa süreliğine misafir olmuş gibi hissediyorsun. Nesimi Yetik’in anlatımında en sevdiğim şeylerden biri gözlem gücü oldu. Özellikle karakterlerin yalnızlıkları, iç sıkışmaları, geçmişle olan bağları çok sessiz ama etkili bir şekilde veriliyor. Büyük olaylardan çok küçük anların ağırlığı var kitapta. Bir bakış, bir masa sohbeti, taşınan birkaç eşya ya da denize bakan yaşlı bir adam… hepsi insanın içine dokunuyor. İlk öykü “İncik”te bir restoranın öğle vakti atmosferiyle birlikte karakterleri gözlemleyerek ilerleyen anlatım çok başarılıydı. Sanki kamera masalar arasında dolaşıyor gibi hissettirdi. Zaten kitabın genelinde sinematografik bir hava var; mekanlar ve insanlar gözünün önünde canlanıyor. “Bu Gemiler Nereye Gidiyor” öyküsü ise bence kitabın en hüzünlü ve en sıcak hikâyelerinden biriydi. Deniz kenarında geçen o sade sohbetin içinde yalnızlık, yaş almak ve hayata yetişememe hissi çok güzel verilmişti. “Geçip giden gemiler gibi…” cümlesinin bıraktığı duygu uzun süre akılda kalıyor. “Cebeci’de Talebeler”de öğrenci evinin taşınma telaşı içinde gençlerin hayalleri, kırılganlıkları ve birbirleriyle kurdukları bağ çok gerçek hissettirdi. Özellikle o geçiş dönemi duygusu ne tam çocuk ne tam yetişkin olmak çok iyi yansıtılmıştı. Kitaba adını veren “Ben ve Gulyabani” öyküsü ise benim için kitabın en duygusal hikâyesiydi. Eski bir okul arkadaşını görmekle geçmişin bir anda insanın içine dolması, hatıraların ağırlığı ve insanın yıllar sonra bile bazı duygulardan kaçamaması çok etkileyiciydi. Hikâyede hem bir yabancılık hissi hem de tanıdık bir hüzün vardı. “Ayrılık Davetiyesi” de kitabın en farklı öykülerinden biriydi. Boşanma davasının düğün davetiyesi gibi anlatılması hem ironik hem de buruk bir tat bırakıyordu. İnsan ilişkilerinin bazen ne kadar garip ve kırılgan olabileceğini çok iyi göstermiş. Genel olarak kitapta beni en etkileyen şey; bağırmadan, dramatikleştirmeden duyguyu geçirebilmesi oldu. Nesimi Yetik çok sakin bir dille yazıyor ama o sakinliğin altında yoğun bir yalnızlık, geçmiş özlemi ve hayat yorgunluğu hissediliyor. Özellikle insan gözlemeyi seven, öykülerde atmosfer arayan ve karakterlerin iç dünyasına dokunmayı seven okurların çok seveceği bir kitap bence.
Ben ve GulyabaniNesimi Yetik · A7 Kitap · 202510 okunma
·
38 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.