Gönderi

10/10
·464 syf.··
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 20:26
bu kitaptan sonra başka fantastik roman okuyamayacağım galiba çünkü kitap resmen insanın içindeki bütün romantize edilmiş “seçilmiş kişi” algısını parçalayarak önüne bırakıyor. başta klasik bir akademi hikayesi okuyacağımı sanmıştım. fakir bir kız, sınavı kazanıyor, güçlü olduğunu keşfediyor falan… ama kitap bir noktadan sonra öyle bir kararıyor ki insan dönüp ilk sayfalardaki masumluğa şaşırıyor. rin’i sevip sevmediğimden hala emin değilim ama zaten bence olay da bu. kusurlu, öfkeli, kontrolsüz ve bazen korkunç biri. ama tam olarak bu yüzden gerçek hissettiriyor. kitap hiçbir karakteri parlatmaya çalışmıyor. herkes savaşın içinde yavaş yavaş çürüyor. özellikle savaş sahneleri beni aşırı rahatsız etti çünkü fantastik olmasına rağmen fazla gerçekti. bazı bölümlerde “bu kadarını yazmasına gerçekten gerek var mıydı?” diye düşündüm ama sonra kitabın derdinin tam da bu olduğunu fark ettim: savaşı havalı göstermek yerine mide bulandırıcı haliyle anlatmak. en sevdiğim şeylerden biri de şuydu: güç burada bir lütuf gibi değil, hastalık gibi yazılmış. şamanizm, tanrılar, ateş gücü… hepsi insanı biraz daha yok ediyor. rin güçlendikçe iyileşmiyor, aksine daha tehlikeli birine dönüşüyor. o yüzden kitapta zafer hissi bile yok. sadece daha büyük bir yıkım var. bir de kitabın atmosferi inanılmaz yoğun. okurken sürekli kir, kan, duman kokusu alıyormuşum gibi hissettim. bazı fantastik kitaplar savaş yazıyor ama karakterlerin üstü başı yine tertemiz kalıyor. burada herkes fiziksel ve zihinsel olarak parçalanıyor. final kısmı ise gerçekten insanın içine oturuyor çünkü o noktada artık “iyi” bir seçenek kalmamış oluyor. rin’in verdiği karar korkunçtu ama kitabın en rahatsız edici yanı da buydu zaten: bir süre sonra bunu yapabileceğine inanıyorsun. ve bu his hiç hoş değil.
Haşhaş SavaşıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20232,076 okunma
·
31 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.