Gönderi

*hiçbir bilimsel dayanağı olmayan,kalbimden geçen incelemem*
10/10
·248 syf.··
2026 3. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 08:26
*öncelikle kitabı bu kadar uzun sürede okuyup bitirmemin nedeni kesinlikle kitap değil.Bu süreçte bir bebeğim oldu ve babamı kaybettim.O yüzden bende ayrı bir yerin olacak SEVGİLİ ARSIZ ÖLÜM* Öyle bir roman ki her kişisi kahraman her biri olaylı ve her birinin kendine ait dünyaları var.Ama ev denilen o çatının altına girince dünyalar birbirine karışıyor ve öyle biri var ki herkesin dünyasını yüreğinde ve kafasında taşıyor.Tabi ki annleri Atiye.Atiye bambaşka bir karakter hatta bir tık diğerlerinden daha ön planda benim için. Bir diğeri de Dirmit kız.Yazar bu adı çocukluk arkadaşının adı olduğu için koymuş diyorlar ve Kafkaslarda sanat tanrıçası anlamına geliyormuş.Kayseri’de yetişen bir üzüm türünün adı diyenler de var(bilmiyorum) Biraz içeriği anlatmaya çalışacağım ama çok zor çünkü romanın her cümlesi olay.Ve dikkatinizi vermeden okuyunca bir olay kaçırıyorsunuz demek.Bu kadar az sayfaya bu kadar olay sığdırmak benim gözümde çok çok ustaca.(sen kimsin djdjdj) Her kahramanın kendi dünyası var demiştim ya her birinin sarıldığı gerçekler de var ama aslında büyülü gerçekler işte roman bu akımla yazılmış ve çok da güzel yazılmış.Sanki masal içinde gerçek,gerçek içinde masalı yaşayıp okudum gibiydi ve büyülendim.Gerçeği de büyüsü de beni alıp götürdü karakterlerin her gittiği yere. Atiye’yle Azrail’e kafa tuttum,vasiyetlerini okudum okudum ölemedim,çocukları için endişelendim,o güzel dualarına komik beddualarına kulak verdim güldüm eğlendim Huvat’la koltuğumun altına yeşil kitaplar koyup gezdim durdum,her gün yeni bir adet edindim,Akçalı köyüne gittim geldim Dirmit kızla türlü oyunlar oynadım,tulumbaya seslendim,cinlendim,komünist nedir merak ettim,şehre gittim köyümü düşledim,kara sivilceli oğlana aşık oldum,annemden türlü öğütler işitp,abilerimden türlü dayaklar yedim,kuşkuotuna derdimi anlattım,şiirler yazıp şehrin evlerini izleyip aklımdan düşünceler geçirdim,sıkıldıkça köyüme dönüp ordaki günlerimi özledim,duvara ıslak parmaklarla nah şuraya yazıyorum diye başlayan nasihatleri kırmızı bir karanfil yapıp duvardan aldım göğsüme taktım(Bazen kendimi Dirmit gibi hissediyorum) Nuğber’le çeyiz dizdim,ellerimi yüzüme koyup pencerede kısmetimi bekledim Halit,Seyit,Mahmut’la türlü türlü işlere girdim çıktım bir baltaya sap olamadım. İçerik yazmakla bitmez alıp okuyun arkadaşlar.Bu büyülü dünyadan kimse mahrum kalmasın.Artık bu çağın gerçekleri korkunç masallardan daha korkunç.Bu yüzden kitaplar hele ki büyülü kitaplar daha gerçek. Son olarak romanın adıyla ilgili bir şeyler yazmak istiyorum.Adını ilk duyduğum gün çok etkilenmiştim.Ama arkasından böyle bir hikaye çıkabileceğini hiç tahmin etmemiştim.Hem sevgili hem arsız hem ölüm.Atiye ölmekten değil oradaki sorgulamadan korkuyor.Ve akıl danışıyor çocukarına,kocasına.Ne diyeyim diyor.Oğlu Seyit “işi arsızlığa vursun”diye akıl veriyor.İşte o an diyorum ki arsız olan ölüm mü yoksa Atiye’mi.Azrail’i çağırıp çağırıp ölememesi işi bi yerde arsızlığa vurduğunu gösteriyor.Pazarlık yapıyor,tehdit ediyor,inatlaşıyor.Atiye bambaşka bir boyutta. Bana mükemmel bir okuma deneyimi sunduğun için teşekkür ederim Latife Tekin.Zamanlaması da manidardı ve son sözüm Ah Sevgili Arsız Ölüm…
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
·
54 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.