·90 syf.····Okunma: 11 Mayıs 2026 10:36 Mıy mıy mıy Gezi Parkı Ayaklanması güzellemelerinden bir başkası daha.
Sıktı bu güruhun vandal romantizmi...
Edebî bir anlatıdan çok, siyasal bir bildiri... Siyaseti yalnızca arka plan olarak kullanmıyor; karakterleri, olayları ve duyguları büyük ölçüde politik bir tavrın hizmetine sokuyor.
Karakterlerin çoğu zaman kendi iç çelişkileriyle yaşayan sahici insanlar olmaktan çıktığını, belirli fikirlerin temsilcilerine dönüştüğü bir yazı. Diyaloglar da yer yer doğal bir roman konuşmasından çok, yazarın politik öfkesini aktaran cümleler gibi duruyor. Bu yüzden anlatıya kapılmak yerine, sürekli belli bir yere yönlendiriliyor okur.
Beni en çok rahatsız eden noktalardan biri, romanın dünyayı fazla keskin ahlaki ayrımlarla kurması oldu. “Doğru tarafta olanlar” ve “yanlış tarafta olanlar” arasındaki bu sert karşıtlık, edebiyatın gri alanlarını daraltıyor. Oysa iyi bir romanın bana hazır hükümler vermekten çok, insanın karmaşıklığını göstermesini beklerim.
Ayrıca kitapta belirli bir şehirli ve entelektüel çevrenin duyarlılıkları, sanki Türkiye’nin tamamını temsil ediyormuş gibi sunuluyor. Bu da metne yer yer seçkinci bir ton veriyor. Farklı toplumsal kesimler yeterince derinleşmediği için romanın “biz” duygusu bana kapsayıcı değil, dar bir çevrenin kendi içinde konuşması hâline geliyor. Evet tamam bir tek siz okuyor, siz yazıyorsunuz evet!!!
Kitap, insanı anlatmaktan çok, okuru belli bir politik duyguya ikna etmeye çalışıyor. Bıktık...