Puan vermedi·216 syf.····Okunma: 10 Mayıs 2026 23:47 Paulo Coelho'nun dünyasına bir adım daha yaklaşabilmek için başlamıştım kitaba. Yazarın cümlelerine,düşüncelerine biraz daha maruz kalmak istediğim için. Okudukça da doğru bir tercih yaptığımı anladım çünkü kitap baştan sona karakterler üzerinden yazarımızı anlatıyordu.
Genç bir kadın intihara kalkışır, ölmeyi beceremez ve bir akıl hastanesine kapatılır, son günlerini geçireceğine inanarak bir doktorun deneyi sayesinde hayata yeniden tutunur.
Yazarımız da yine genç yaşta hatta daha çocuk sayilabilecek yaşta ailesi tarafından zorla ve peş peşe üç kez akıl hastanesine "kapatılır". Hem de sadece yazar olmak istediği için. Ve sonunda hepimizin tanıdığı Paulo Coelho olur. Kendineyse akıl hastanesinde yaşadıklarına dair bir kitap yazmak için söz verir. Yaptıklarından derin pişmanlık duyan annesi ve babası ölünce tabii. Fakat babası ilerleryen yaşına rağmen ölmeyince çareyi Veronika'da bulur.
Yazar kitapta en çok da kendini aklamak ister. Bakınız sorunlu(deli) olan ben değildim,sizlerdiniz der.
Ve kendini parçalara ayırarak anlatmaya başlar. Artık yazar Veronika olmuştur,Eduard olmuştur, Mari olmuştur.
Karakterlerin her biri yazarımızın hayatının bir dönemini yansıtır. Yalnızca Veronika değil her bir karakter yazarımızın bir parçasıdır. Bu nedenle her bir karakterin geçmişine derinlemesine inilir. Sorunlu evlilikler, hayallere saygı duymayan aileler ve hiçbir nedeni yokken intihara kalkışan bir kadın. Evet burada başkahramanın neden Eduard,Mari ya da Zedka olmadığını anlıyoruz. Yazarın bir kocaya,babaya,eski bir sevgiliye suç bulmadığı tek karakter, başından sonuna kadar her şeyin sebebi olan, hiçbir somut nedeni olmadığı halde intihar eden genç ve güzel bir kadın. Veronika.
Peki Veronika bir Anna Karenina,Elizabeth,Edna olabilmiş mi? Hayır. Veronika yüzeysel,sıradan,duygularının yüceliğine inanmadığımız ve günlük hayata pek de uyarlayamadığımız bir kadın. Hatta kitap bitince farkettim ki Veronika'nın yüzünü bile zihnimde canlandırmaya tenezzül etmemişim.
Neden? Belki yazar kadın olmadığından kadın bir başkahraman seçmekle hata etti ,belki de biz onca imkanına rağmen intihar eden bir kadını anlamak ve sevmek istemedik, onca dertle uğraşan ve yaşayabilen insan varken, intiharı cesaret sanıp her şeyi hiç eden bu kızı korkaklığından dolayı küçümsedik.
Hatta en sonda gerçekten ölmesini istedik. Fakat ilk akla gelen şekliyle bitti kitap. Sanki en başından her şeyi zaten biliyorduk. Sanki yazar bir sürpriz yapmak isterken kendini tutamayıp en başından açık etmişti her şeyi. Gerçek hayattan bir hikayeyi anlattığı için gerçek hayattaki gibi boşluklar olması da çok normal tabii. Beni günlerce etkisine almasını(pek çok kitabın yaptığı gibi),belki birazcık ağlatmasını,duygularıma dokunmasını istedim ama sanırım olmadı.Beklendik sonuçları olan ama beklentileri pek de karşılamayan,yine de düşündürebilen,sorular sorabilen bir kitaptı.
Veronika gerçekten yaşamayı hakediyor muydu?
İnsanın içi böyle nedensizce acılaşır mıydı? Bir gün sinemada nefessiz kalırsak bizim de hayatımız altüst olur mu? Bisiklet kazası yüzünden delirir miyiz?Her şey ipince bir ipe bağlıyken biz tam olarak ne yapıyoruz?