ERGENEKON DESTANI
.
Türkler'in anayurdu, toprak anası, Ötüken'e uzanıyoruz bugün.
Türkler Ötüken'de doğmuş ve burada çoğalmışlardı. Öyle güçlenmişlerdi ki, Çinliler bu durumdan huzursuzdu. Türklerin güçlenmeye devam edip kendilerini yok edeceklerinden korkuyorlardı.
Güçlenmeye ve büyümeye devam eden Türkler karşısında yok olmamak için, on Çin hanı, eski bir ejderha mağarasında toplandı. Kutsal hayvanları ejderha olan Çinliler, ejderhaların ruhu üzerine savaş yemini ettiler. Türkler'in kutsal yurtları olması ve güçlerini Ötüken'den almasından dolayı, Ötüken'e saldırıp orasını almayı hedeflediler.
Bu sırada Türkler de Çin'in saldırıya hazırlandığı haberini almış ve karar için toplanmıştı. Taa ki, kutsal hayvanları Bozkurt ortaya çıkana kadar. Bozkurt'a saygı duyup uyarılarını dikkate aldıklarından karar verilmişti.
Bozkurtlar ve ejderhaların savaşı başlıyordu!
Savaş, Çinlilerin bozguna uğramasıyla devam ederken yapılan ve kurulan tuzak, birde İl Han'ın kibriğle hüsranla sonuçlandı. Öyleki, Ötüken elden gitmiş ejderhalı sancakları dikilmişti. Arkada kalan yalnızca dört Türk olmuştu: Kayı ve eşi Akça, Dokuz Oğuz ve eşi Günçiçek...
Türk soyunu sürdürmek emeliyle kaçmaya devam eden bu dört Türk, yüreklerini heyecanlandıran işareti aldıklarında takıldılar Bozkurt un peşine. Taa ki, etrafı yüce dağlarla çevrili, cennet misali vadiye varana kadar. Ergenekon'a gelmişlerdi! Kendilerini yüzyıllarca saklayacak ve elbet intikam zamanı geri geleceklerdi...
Az daha her şeyi yazacaktım. Şöyle tarihimize uzanıp bu eşsiz destanı çocuklarımıza okumak, okurken de sizler de hatırlamak istemez misiniz? Bize iyi geldi, bolca sohbet, araştırma ve didkleme ile dolu dolu bir okuma oldu. Hımm, birde kitabın sonunda değerlendirme soruları var.
Öyleyse, sizlerde köklü bir kültürün destansı hikayesini okumak istemez misiniz? Buyrun lütfen, keyifle.
.
.