Gönderi

bazı mumların sonuna kadar yanma ihtimali kalmadıysa
7/10
·120 syf.··
2025 3. kitabı
Sandor Marai, Mumlar Sonuna Kadar Yanar’da General Henrik’in kırk bir yıl boyunca zihninde taşıdığı bir dostluk hesabını masaya yatırırken, aslında yalnızca iki eski dostun hikâyesini değil sadakat, aidiyet, kimlik ve insanın kendi yazgısıyla hesaplaşmasını anlatıyor. Marai’nin kendi yaşamındaki kırılmalar, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun çöküşüne tanıklığı, ailesinin hukuk geleneğine karşı kendi yolunu seçişi, annesiyle yaşadığı gerilim, müzikle kurduğu sancılı bağ ve Amerika’ya göç sonrası hissettiği köksüzlük bu romanda Henrik ve Konrad üzerinden derin bir itirafa dönüşüyor. Kitap, bir gün içinde geçen bir buluşmayı anlatıyor gibi görünse de, aslında geçmişin koridorlarında dolaşan uzun bir içsel yolculuk sunuyor. Henrik’in şatosunda gerçekleşen bu kırk bir yıl gecikmiş yüzleşme, yalnızca Konrad’la değil kendi kırgınlıkları, ihaneti, eksik kalmışlığı ve benliğiyle yaptığı bir terapi seansına dönüşüyor. Misafir Konrad’ın sesi çoğu zaman geri planda kalırken, Henrik’in monoloğu bize bir ömrün biriktirdiği acıyı, gururu ve geç kalmışlığı sunuyor. Romanın en sarsıcı damarlarından biri, Konrad’ın “kendisi olamama” trajedisi. O, hiçbir zaman kendi başına var olamayan “Henrikler” olarak anılan ikilinin görünmeyen yarısıydı. Ailesinin beklentileri, asker olma zorunluluğu ve yaptığı fedakârlıklarla daha çocuk yaşta kendi karakterinden uzaklaşan Konrad, kaybettiği benliğini ihanette bulacağını sanıyor. Oysa ihanet ne ona gerçek bir özgürlük kazandırıyor ne de Henrik’i gerçekten mağlup ediyor. Günün sonunda kazanan da yok kaybeden de çünkü asıl yitirilen şey dostluğun kendisi oluyor. kitapta en sevdiğim bölümden alıntı yaptım: Fakat ruhunun derinliklerinde bir sancı saklıydı: Olduğundan farklı olma arzusu. Bu bir insanın kaderden yiyebileceği en büyük silledir. Olduğundan farklı olma arzusu: Kalpte yanan hiçbir arzu daha acı verici olamaz. Çünkü insan hayata ancak kendini, kendisi ve dünya için taşıdığı anlamla uzlaşarak katlanabilir. Nasılsa öyle olduğu gerçeğiyle uzlaşmalı ve bu bilgece davranış için hayattan övgü almayacağını, kibirli, egoist, kel ya da göbekli olduğunu bildiği ve buna katlandığı zaman göğüsüne madalya takılmayacağını bilmelidir. İnsan katlanmak zorundadır, işin bütün sırrı budur. Yarım kalmış hesaplaşmalar bazen bir ömür zihinde yanmaya devam eder. Bu yüzden belki de bazı mumları sonuna kadar yakmak gerekir. Ama eğer yeniden yanma ihtimali kalmadıysa, onları sonsuza dek karanlıkta tutmak yerine usulca bırakmayı bilmek de gerekir.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,5bin okunma
·
51 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.