Gönderi

I AM ON A TRAIN!
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 13:46
Benim bu seriden vazgeçmem imkansız. Bu seri gözümde ve kalbimde öyle bir yerde ki hangi kelimeleri kullanarak kendimi ifade edebilirim bilmiyorum. The Dungeon Anarchist's Cookbook, serinin diğer güzelliklerini aratmayacak şekilde aksiyon dolu ve akıcıydı. Bende kitapların ACE versiyonu var ve eğer kapaklarını biliyorsanız zaten bariz bir şekilde olayların trende geçtiğini anlamışsınızdır. Zindanın dördüncü katına geçen Carl ve Donut, bu sefer gruplarına yeni bir kankitoşko dahil etmek zorunda kalıyorlar; Katia. Bir önceki kitapta bir çeşit röportaj programında konuşma imkanı buldukları Hekla'nın ricası üzerine gruplarına aldıkları Katia bir şekil değiştirici. Kendi vücudunu kilden bir hamur gibi şekillendirebiliyor. Hatta kendi vücuduna katabildiği metallerle vücudunun bileşenlerini bile değiştirebiliyor. Olaylar Carl, Donut ve Katia'nın kendilerini hareket halindeki bir trenin içinde bulmalarıyla başlıyor. Biricik AI'yımın bildirimi bile ilk sayfadan beni gülümsetti; "Choo choo, motherfucker!" diyerek sizleri karşılayan kaç tane psikopat yapay zeka tanıyorsunuz Allah aşkına? Orijinal ikiliye dahil olan Katia'nın ve Hekla'nın kızlarına dair birçok şey öğrendiğimiz bu kitapta zindanın biraz daha derinlerine iniyoruz. Her katta bireysellik bir tık daha zorlaşıyor ve mutlaka bir birlik gerektiriyor. Ve elbette saçmalıklar üzerine saçmalıklar yaşanırken hem gülüyor hem de "Iyyy, hayır be!" diyordum. Kitapları bu platform üzerinden okuduğunu belirten yok. Nasıl okuyan yok hâlâ anlamış değilim ama ben yine de SPOİ kısmını belirteceğim. BU BÖLÜMDEN SONRA CİDDİ VE DEHŞET ORANDA SPOİ OLACAK. KENDİME BU KİTABI TARTIŞABİLECEĞİM DCC ARKADAŞLARI HEDEF ALIYORUM. KİTABI OKUMADIYSANIZ AMA OKUMAYI DÜŞÜNÜYORSANIZ VE SPOİ SİZİ BOZUYORSA DEVAM ETMEYİNİZ PLS. - - - - - UYARILDINIZ. - - - - - Carl'ın zekasına her geçen kitapta daha da hayran kalmadan edemiyor insan, sadece kalpli donuyla zindana dalan bir adamdan beklenmeyecek bir parlaklık... İnsan şaşırıyor vesselam. Kitabın en dehşetül vahşet noktası elbette ki Rush yeteneğini kullanan Katia'ydı. Zev gibi ben de Katia'nın gereksiz bir karakter olduğu kanaatindeydim. Evet, şeklini şemalini değiştirebiliyor ama gruba olan katkısı ya da öyle takip edilecek bir unsuru yok. Çok düz bir karakter. Ne var ki kendini Donut'a sevdirebilmiş bir kızçe. Mordecai bile bu kadına dikkatle yaklaşırken Carl'ın Odette'den aldığı uyarıyla Katia'yı hep güvenli bir mesafede tutması Katia'nın gruba dahil olmasını engelliyordu. Bence akıllıca bir karardı. Herkes herkesin anasını belliyor sonuçta, gereksiz yere sırttan bıçaklanmaya gerek yok. AMA O RUSH SAHNESİ? Mükemmeldi. Gerçi hedefi şaşırdı ama bence hak yerini %50 oranında buldu diyebiliriz. Hekla'nın ŞAK diye patlaması içimin yağlarını eritti. Matt Beyin birazcık klişeye kaçarak psikiyatrist birini (Hekla) manipülatör şeklinde tanıtmasını doğru bulmasam da "Yattı balık yan gider" içeriğini beğendim. Yamuk yapan birini hak yolunda harcadı. Hem de ŞAK diye! Carl'ın karakter gelişimini de çok sevdim açıkçası. NPC'leri sadece bot olarak görmeyip onlara gereken sevgi ve saygıyı gösterdiğini düşünüyorum. Fire Brandy ve tren mühendisi cücelerle olan konuşmaları hatta Growler Gary'e olanları anlatması bile beni duygulandırdı. Adam elimden gelen bir şey yok, sizi bu yüzden öldürüyorum diyerek nasıl NPClerin kalplerini çaldıysa benimkini de arakladı. Mordecai'siz bir kitap oldu bir de. Bilerek isteyerek menajerleri olmadan bir katı bitirebilmeleri de güzeldi. Carl'ın da dediği gibi kendini Mordecai'ye fazla bağladı. Onun olmadığı bir durumda nasıl karar vereceklerini çözmeleri gerekiyordu. Mordecai bir baba gibi oldu bu ikiliye, hem seviniyorum hem de onlar adına endişe ediyorum. Maestro'nun Savaş Tanrısı Grull olarak gelip, bir kez daha g*t olması da kitabın sonlarına doğru harika bir dokunuş olmuştu. Herif ısrarla şamar oğlanı olmak için Carl'ı buluyor. Ya mal! Defol git kendi imparatorluğuna, belli ki hayvan damarın yeterince gelişmemiş. Ama elbette o malı da arkadaşları olmadan imkanı yok alamazdı Carl. Hele ki Donut'ın Carl'ı terk etmek üzerine olan sözleri gözlerimi yaşarttı. Donut kulağımda yüksek sesle mırıldadı. "Öyle yapmamalıydın, Donut," dedim uzanıp onu kaşırken. "Kendinizi tehlikeye attınız, arabayı da riske attınız." "Seni öylece terk etmezdim, Carl," dedi Donut. "Benim kim olduğumu sanıyorsun? Bayan Beatrice mi? "Hayır," diye onayladım. "Kesinlikle değilsin." Harikaydı. Muhteşemdi. Bir sonraki kitap The Gate of The Feral Gods'a başlayalım!
The Dungeon Anarchist's CookbookMatt Dinniman · Independently Published · 20213 okunma
·
57 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.