Bahçıvan ve Ölüm
Kitabı okurken şunu çok net anladım; ölüm olgusu, coğrafya ya da dil fark etmeksizin her insan için aynı ağırlıkta. Gospodinov’un babasının vefatını doğrudan anlatmak yerine metaforlarla bezeyerek sunması, acıyı daha 'tanıdık' kılmış. Özellikle hastalıkla beraber gelen o 'insanın elinde olmayan çaresizlik' hissi, insanın yüzüne çarpıyor. Yas sürecini herkesin farklı atlattığı ve herkesin ölümü kabulleniş süresinin aynı olmadığını biliyorum elbette ancak kitabı okurken daha da iyi bir şekilde görüyor insan. Aa diyorusun bende yaşadım bunları biraz daha farklı belki ama sonunda duyguların açıldığı kapılar aynı. Bazı metaforlar çok dikkatimi çekti ve sevdiğimi söyleyebilirim bunu. Kitabı okuduğum vakit biraz yanlıştı bence bana göre bir sonbahar kitabı 🪻