Puan vermedi·152 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Mayıs 2026 00:00 Zekeriya Çetin’in Kimsesizler Coğrafyası tam da bu sorunun peşinden gidiyor. 6 Şubat depreminin yıktığı Hatay’da, bir enkazın başında başlayan bekleyiş; sadece kayıpları değil, insanların taşıdığı görünmez yaraları da ortaya çıkarıyor.
Anlatıcının kuzenini aramak için İstanbul’dan İskenderun’a gelişi ve orada Iraklı Ali’yle tanışması hikâyeyi bambaşka bir yere taşıyor. Ali’nin enkaz altında kalan eşi ve kızını beklerken anlattığı hayat hikâyesi beni en çok etkileyen kısımdı. Irak’ta başlayan acıları, savaşın ve göçün insanı nasıl yersiz yurtsuz bıraktığını okumak gerçekten çok ağırdı.
Roman sadece depremi anlatmıyor; aidiyetsizliği, kaybetmeyi, hayatta kalmaya çalışmayı ve bütün yıkımın içinde insan kalabilmeyi anlatıyor. En çok da umut tükenirken bile birinin diğerine tutunabilmesini…
Okurken birçok yerde içim sıkıştı gözyaşlarımı tutamadım.Özellikle Ali’nin hikâyesi uzun süre aklımdan çıkmayacak türdendi.