·88 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Mayıs 2026 14:26 Gazanfer Paşa’nın Bir İkincisi, ilk sayfalarda bana çok güçlü bir fikrin fazla kısa işlenmiş olduğu hissini verdi. Hikayenin temelindeki “yerine geçme” fikri aslında oldukça büyük bir psikolojik gerilim potansiyeli taşıyor. Ancak ilerledikçe, kitabın daha fazla uzaması halinde aynı etkiyi koruyamayacağını düşündüm ve sonunda tam kararında bittiğini hissettim.
Belki de bu hızlı ve doğrudan anlatım, kitabın bugün hala akıcı şekilde okunabilmesini sağlayan şeylerden biri.
Benim için hikayenin en ilginç karakteri Gazanfer Paşa’dan çok Ahmet Şevki oldu. Çünkü Gazanfer Paşa’ya olan fiziksel benzerliği sayesinde, onun yerine geçerek basit işlerinde bir klon gibi yardımcı olarak karşılığında yüklü bir maaş ya da getiri elde ederek zengin bir hayat yaşayabilecekken, başlangıçta makam ya da büyük bir servet istememesi dikkat çekici. Sadece kendisi ve annesi için refah bir yaşam istemesi, karakteri daha insani ve trajik hale getiriyor.
Gazanfer Paşa ve Ahmet Şevki bu benzerlik üzerine bir anlaşmaya varıyorlar. Bu anlaşmaya göre Ahmet Şevki, Gazanfer Paşa'nın çok da önemli olmayan ama çok zamanını alan basit işlerde, toplantı ve davetlerde Paşanın yerine geçecek ve ona biraz nefes alacak dinlenecek zamanı kazandıracaktır. Bunu da ikisinden başka bilen bir tek Gazanfer Paşanın doktoru ve eski arkadaşı olan Doktor Bedri olacaktır.
Başlarda her şey tam da böyle giderken Ahmet Şevki'nin Gazanfer Paşanın yerine bir aylığına gittiği eski bir tanıdıklarının konağında, Meliha ile tanışmasıyla ve ona aşık olmasıyla birlikte hikaye başka bir yere evriliyor. Ahmet Şevki, katı ve haşin tavırlı Gazanfer Paşa rolünü oynarken ilk kez gerçekten “kendisi” gibi davranmaya başlıyor ve tam da bu yüzden kontrolü kaybediyor. Meliha’nın, Ahmet Şevki’yi, eskiden kaba ve haşin tavırlı olan Gazanfer Paşa’nın uysal karakterli hale geldiğini zannederek ona aşık olması da hikayenin en ilginç taraflarından biri.
Kitabın son bölümleri ise oldukça ilgi çekici olmasına rağmen bana biraz yüzeysel işlenmiş gibi geldi. Özellikle Paşalık gibi üst düzey bir konumda bulunan bir kişinin yalnızca davranışlarından yola çıkılarak sahtesinden ayırt edilmeye çalışılması bugünün okuruna biraz zayıf gelebiliyor. Doktorun sonunda yalnızca Meliha’nın gözlemine dayanarak ikna olması da beni tam anlamıyla tatmin etmedi. Açıkçası finalin biraz daha belirsiz bırakılmasını isterdim. Çünkü bana göre hayatta kalan kişinin gerçekten Ahmet Şevki olma ihtimali hala vardı. (Özellikle Meliha'nın bir gün Ahmet Şevki'ye Gazanfer Paşa'nın kişiliği ile ilgili söylediklerinden sonra) Eğer yakalanmamak için Meliha’ya bile yeniden Gazanfer Paşa gibi davranmak zorunda kalmış olsaydı, hikaye çok daha trajik ve güçlü bir yere ulaşabilirdi. Bu haliyle kitap, yalnızca bir “yer değiştirme” hikayesi değil; insanın sürekli başka biri gibi davranmasının onu gerçekten o kişiye dönüştürüp dönüştürmeyeceğini sorgulayan psikolojik bir anlatı gibi de okunabiliyor.