Puan vermedi·119 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Mayıs 2026 10:00 Melisa Kesmez’in Bazen Bahar'ı, aslında hepimizin bir dönem geçtiği o "eşikte bekleme" hallerini anlatan, okurken insanın omuzuna elini koyan bir kitap. Yazar bu kitapta büyük toplumsal olaylardan ziyade, odaların içine, çekmece içlerine, mutfak masalarına gizlenmiş o küçük sızıları anlatıyor. "Küçük" diyorum ama aslında bizi asıl yoran, büyüten o anlar bunlar.
Kitaptaki karakterler genellikle bir şeylerin sonuna gelmiş ama yeni bir başlangıç yapacak gücü de henüz tam toplayamamış insanlar. Yani tam olarak o "bazen bahar" geliyormuş gibi olan ama aslında kışın ayazını hala ensesinde hissedenlerin hikayeleri.
Kitapta mekanların ruhu çok baskın. Evler sadece dört duvar değil; onlar birer hafıza kutusu. Kesmez, eşyalar üzerinden kuruyor bağlarını. Ayrılıklar sadece bir insanın gitmesi değil, o insanın evdeki izinin silinmesi süreci olarak işleniyor.
"Ev insanın kalesi derler ama bazen de en büyük hapishanesi olur. Duvarlar üstüne üstüne gelir de, dışarı çıkacak bir kapı bulamazsın."
Umut Var mı?
Kitabın adı zaten ipucunu veriyor: Bazen Bahar. Yani her zaman değil, sürekli bir güneş vaat etmiyor bize. Ama o "bazen" bile yetiyor devam etmeye. Kırıklıklardan yeni bir bütün inşa etmenin mümkün olduğunu hissettiriyor.
"Hayat böyle işte; tam bitti dediğin yerden, hiç ummadığın bir anda çiçek açtırır. Belki kocaman bir bahçe değil ama saksıda bir sardunya kadar umut her zaman vardır."