Gönderi

En Hüzünlü Eylül
Puan vermedi·456 syf.··
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 16:48
En Hüzünlü Eylül yalnızca geçmişte yaşanmış bir acıyı değil insanın insana nasıl yabancılaşabildiğini, nefretin nasıl büyütülüp bir toplumu karanlığa sürükleyebildiğini de gözler önüne seriyor. Tarih tekerrürden ibaretse acılar, yıkımlar ve yok oluşlar da tekerrürden ibaret mi? Bu ülkede azınlık olmak, çoğu zaman kendi evinde bile misafir gibi yaşamaya çalışmak demek. İnsanların kimlikleri yüzünden korkuya mahkûm edilmesi, aidiyet duygularının bastırılması yalnızca bugünün değil yıllardır suskun bırakılmış insanların ortak yarasıdır. Yazar bu romanında da ötekileştirilen insanların sesine ses oluyor ve bizi 1955 yılının hafızalarda derin bir yara bırakan o en hüzünlü Eylül’üne götürüyor. İnsanın insana duyduğu nefretin nasıl böylesine vahşileşebildiğini görmek akıl alır gibi değil. Sırf kendisi gibi düşünmüyor, kendisi gibi yaşamıyor diye bir insana ölümü reva görmek, yaradanın verdiği cana eziyetle kastetmek insanlığın en karanlık yüzlerinden biri olsa gerek. Ve ne acıdır ki tarih ilerledikçe benzer acıların Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta yeniden yaşanması aslında insanlığın hâlâ aynı karanlığın etrafında dönüp durduğunu gösteriyor. Demek ki bazı yaralar kapanmıyor, yalnızca nesilden nesile sessizce aktarılıyor. Yıkım yalnızca fiziksel midir? Asıl yıkım, insanın iç dünyasında başlayan çöküş değil midir? Yakılan evler yeniden yapılabilir belki ama korkuyla parçalanmış bir ruhu, aidiyet duygusu elinden alınmış bir insanı eski hâline döndürmek o kadar kolay değildir. Roman, nefretin yalnızca şehri değil, insan ruhunu da yıktığını bütün çıplaklığıyla gösteriyor. Osman Balcıgil, her kitabında okuruna yeni bir pencere açmayı başarıyor. Bu romanda da yalnızca bir dönemi anlatmıyor, vicdanı, hafızayı ve insan olmanın anlamını sorgulatıyor. Kalemin daim olsun...
En Hüzünlü EylülOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20243,707 okunma
·
37 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.